Hpynobirthing ve Mongan Yöntemiyle Ağrısız Doğum

HYPNOBİRTHİNG- MONGAN Yöntemi

Ayşe Duman’ın “Kolay Doğum ve Yeniden Doğum Yolculuğu” kitabını okuduktan sonra bana darbeyi indiren ikinci kitap bu kitaptı.

Kapağındaki cümle dehşet:

“Bütün doğal doğumların bir amacı ve planı vardır; kelebek çıkarken kozasını yırtıp açmayı kim düşünüyor? Kim civcivi dışarı çekip çıkarmak için kabuğu kırar?”

Kitabın isminde yer aldığı gibi, içerik Hpynobirthing (Hipnozla doğum) ve Mongan yöntemi üzerine. Okumaya devam et

Ehliyet Var Araba Yok, Araba Var Cesaret Yok

Açıkçası nereden başlasam bilmiyorum. Kadın şoför meselesi tam bir arap saçı. (Bazı) Erkeklere  mi saydırsam, düzene mi sövsem, bilinç altımıza işlemiş kabullere mi yansam? Öncelikle şunu söyleyeyim, bu yazı kadın şoförleri yüceltmek ve erkek şoförleri yermek için yazılmamıştır. Olabildiğince (çünkü kadınım) objektif bakmaya çalışacağım. İki konuya değineceğim.

  1. Kadın şoför olmanın çileli yolları.
  2. Bana sürekli araba kullanma tecrübelerimi soran kişilere yönelik birkaç şey. Şey diyorum çünkü faydalı olur mu bilemiyorum. Biz bu şeye, sadece anılarım da diyebiliriz.

Okumaya devam et

Öğretmenler Günü Romantizmi ve Bir Öğretmenin Dramı

Coşkulu değilim, söylenen güzel sözler, verilen hediyeler benliğimi okşayıp kendimi bir şey zannetmeme sebep olmuyor. Öğrencilere her türlü hakareti eden öğretmenlerin, öğretmenler gününde sevgi pıtırcığı olup meslek aşkıyla yanan cümleler kurmasını algılayamıyorum ve bu yapmacıklığı hazmedemiyorum.

 Üzgünüm.

 Daha fazlası, çaresizim.  Okumaya devam et

Bir Yazar Annenin Varoluş Sancısı (Çok Da Fifi) 

Bu yazıyı neden yazmak istedim bilmiyorum. Belki biraz hasbihal, belki biraz hoş beş edelim, öz eleştiri yapalım diye…
Ben yapayım diye yani, olayın sizle bir alakası yok 🙂

Biraz size “Yazar Anne” nasıl ortaya çıktı ondan bahsedeyim. “Beni siz var ettiniz!” klişelerine girmeyeceğim. Hepimizi Allah var etti. Bunda hemfikiriz. Aksini düşünen varsa çarpıya bassın. Şaka şaka. Hem aşırı hoşgörülü hem de şakacı bir hatun kişisiyim.

Gelgelim hikayenin orta yerine. Sonuçta hiçbirimizin hikayesi çocukla başlamadı. Ortadan bir yerden daldı hayatımıza. Ama onların kucağımıza düştüğü an, tam da zurnanın zırt dediği andı. Okumaya devam et

Çocuğa Karşı Ceza ve Şiddetin Felaket Sonuçları

Bir iş yaparken, dışarıda yürürken bir yandan kulağım da çalışsın diye bir şeyler dinlerim. Bugünlerde dinlediklerimden biri ademgunes.com‘daki “Dinlenilmesi Tavsiye Edilen Sorular”. Kategori kategori ayrılmış durumda, bu açıdan çok güzel. Gerçekten çok şey öğrendim ve herkese de şiddetle tavsiye ediyorum bu kayıtları. Hatta ‘Dinlemeyen çocuğunun gelişimi açısından çok şey kaybedebilir.’ gibi de iddialı bir cümlede buluyorum.Ben çocuğumu Adem Hoca’nın tavsiyelerine (Anadolu Pedagojisine) göre yetiştiriyorum ve Allah’a şükür çocuğumdan çok güzel dönütler alıyorum. En önemsediğim konulardan birinden  “Şiddet, baskı, ödül, ceza ” bölümünden başladım dinlemeye ve bitirdim. Dinlerken sürekli not aldım. Bu notları sizinle de paylaşmak istiyorum. Bu yazıda cezanın, şiddetin, baskının nasıl bir felaket olduğunu anlattım ve kendimce ispatladım. Bir sonraki yazımda bunlara alternatif çözümler yazacağım. Lütfen sonuna kadar okuyunuz. Çünkü ülkemizde maalesef çocuk yetiştirmede anne, baba, hatta öğretmenler bile işe yaradığını düşünerek cezaya, şiddete başvuruyor.  Ancak araştırıp öğrenmeden çocuğun kişiliğinde ve ruhunda nasıl hasarlar bıraktığımızı fark etmiyoruz ve özellikle ergenlik çağına girince problemler ortaya çıkmaya başlıyor. İnanın programa öyle insanlar bağlanıyor ki. Kimisi cezayla, psikolojik ya da fiziksel şiddetle yetiştirdiği çocuğunun halini anlatıp yardım istiyor, kimisi Adem Hocanın tavsiyeleriyle yetiştirdiği çocuğunu anlatıp teşekkür ediyor. Birçok kez o anne babaların feryatlarını dinlerken ağladım.  Programları sesli olarak dinlediğimden aşağıda yazacaklarım Adem Güneş’in anlatımlarının benim cümlelerimle sunulmuş halidir.Ara ara kendi yorumlarım da var. Kusuru varsa bana aittir. Buyrun:

Okumaya devam et

Eyvah, Çocuğum Etkinlikleri Sevmiyor!

“Sizin çocuğunuz pek güzel oynuyor, bizimki her yeri dağıtıyor hiç oyun oynamak istemiyor, eline bir şey veriyorum yırtıyor atıyor saçıyor, dağıtıyor, hopluyor, zıplıyor…”

Diye diye diye gidiyor bu liste. Bu şekilde çok fazla yorum ve mesaj alıyorum. Bu “evde etkinlik” meselesi aldı başını gitti. Ebeveynler de kendilerini ve çocuklarını eksik görüp panik yapmaya başladılar. Çocukları aktiviteleri uygulamadıkça stres oldular.  Madde madde herkese cevap vermek istedim bu konuda: Okumaya devam et

Öteki Dergi’den Arzu’nun Yazılarım Hakkındaki Eleştirisi

Biliyorsunuz ki ben, edebiyat aşığı bir matematik öğretmeniyim. Arada çeşitli edebiyat dergilerinde kendi çapımda bir şeyler karalıyorum. Bunlardan biri ve en değerlilerinden olan da Öteki Dergi. Öteki, çok güzel bir etkinlik gerçekleştirdi. Dergi yazarlarını eşleştirerek birbirlerinin yazılarını eleştirme etkinliği. Başkasının gözünden yazılarımızın değerlendirilmesi bizim hatalarımızı görmemize sebep olacak ve kalemimizi güçlendirecekti. Beni de iki kişi eleştirecek. Bunlardan biri sevgili Arzu. Analizleri için, incelemesi için, zamanını ayırdığı için çok teşekkür ederim. Gerçekten yerinde tespitlerde bulunmuş. Özellikle yazılarımda büyük oranda ‘hüzün’ hissedildiği konusunda. Bunu biraz aşmam gerekiyor sanırım. Beni okuyup üzülen bir insan bir daha beni neden okusun ki? 🙂 İncelemesi için buyrun: Okumaya devam et

Bu İnstagram Anneleri Mükemmel Galiba!

Bu İnstagram Anneleri Mükemmel Galiba!

Merhaba! Ben bir instagram mükemmel annesi olarak siz bilgisiz annelere nasihat etmeye geldim. ‘Hadi oradan!’ dediğinizi duyar gibiyim. Bence de öyle… Öyleyse gelin biraz sosyal medyada görüp mükemmel olduğunu düşündüğümüz -hiçbiri böyle bir iddiada bulunmasa da- anne ve bebeklere bir de farklı gözle bakalım. Okumaya devam et