Kreşe Gidecek Kadar Büyüdüm Mü Anne?

Sütten kesme, tuvalet eğitimi, emziği bırakma, yatak ayırma derken kreş mevzusuna geldi sıra. Doğrusunu söylemem gerekirse, oğlumla yaşadığım en zor evreydi. Bunun sebebi ise elimde olmayan olumsuz sebeplere çare bulamamak ve bunun hem oğlum, hem de kendim üzerindeki etkilerini apaçık görmemdi.

Oğlum 2 yaşındayken Mart ayında öğretmen olarak atandım ve devlette ücretsiz izin hakkı 2 yıl olduğundan işe başlamak zorunda kaldım. Keşke daha fazla olsaydı da kreşe vermek zorunda kalmayıp biraz daha başında durabilseydim. Ama olmadı. 2,5 yaşına kadar (sağolsunlar) anneanne ve babaanne şehir dışından 3 ay-3 ay gelip baktılar. Onlara minnettarım. Çünkü 2 yaşında kreşe vermiş olma düşüncesi bile beni geriyor şu an. Sanırım yaşadıklarımın da etkisi var.

Şimdi diyeceksiniz ki marttan hazirana kadar 4 ay var. Neden 6 ay baktılar? Bana ülkemizde sadece bir kere uygulanan aday öğretmenlik eğitimi sistemi vurdu ve yaz tatili vermediler. Ağustosun sonlarına kadar seminer almaya devam ettik. (Ne verimli seminerlerdi ama!) Tatil matil istemiyordum! Sadece çocuğumu kreşe hasarsız, sağlıklı şekilde alıştırmak için süre istiyordum. Ve verilen 15 gün tatil bana yetersiz geliyordu. Kreş arama, bulma, alıştırma, adaptasyon vs. Gerim gerim gerildim yaz boyu.

Yaşadıklarımı anlatırken sizin asıl istediğiniz konuları da başlık başlık araya ekleyeceğim. Bu şekilde bilgi ve yaşantı iki farklı koldan gideceğimden yazı biraz karmaşık olabilir, olacak gibi 😊 Şimdi sıra kreş arama sürecime geldiğine göre oradan başlayalım.

Kreş Seçerken Nelere Dikkat Ettim?

Seminer çıkışlarında ve devamındaki tatil sürecinde çok fazla kreş gezdim. Artık beynim sulanmıştı gezmekten. Unutmamak adına sürekli notlar alıyor, fiyat-izlenim karşılaştırması yapıyor, kategorileri değerlendiriyordum. Yanlış seçim yapmaktan çok korkuyordum. Çünkü bir kere görmeye gidilen bir yerden nasıl emin olabilirsiniz ki? Ama olunabiliyormuş. Bazen idarecinin gözleri, bazen tavırları, bir sözü, atmosfer, öğretmenlerin davranış şekli, hiç olmadı içiniz size çok fazla ipucu veriyormuş.

Aslında İstanbul içinde çok güzel kreşler var. Ama onlara gitmek şehirler arası yolculukla eş değer olduğundan, bize çevredeki en iyi kreşi aramak kaldı.

Peki kreşimizi seçerken nelere dikkat ettim? Herkesin kriterleri farklıdır elbet. Ama kreş konusunda yine de benzerlikler çok fazla. Peki benimkiler nelerdi?

Güven Duyulası Bir Ortam

Bebek, önce annesine güvenli bağlanır. Sonra girdiği her ortamda güven arar. Kalabalık bir ortama girdiğinde bıcır bıcır konuşan çocuğun annesine sığınması, kendini sevdirmemesi bundandır. Çocuk, girdiği her ortamın güvenli olup olmadığını kontrol eder. Eğer güven duyarsa kendini bırakır. Huzur, sakinlik, samimiyet, koşulsuz sevgi arar. Benim için ilk şart, hele 2,5 yaşında henüz anne yaşında olan oğlum için ilk şart öğretmenine, personele, idareye ‘güven duyması’ ve devamında da ‘sevmesiydi.’ Cezasız ve ödülsüz bir sistem, çocuğa kendi çocuğu gibi titiz davranan bir öğretmen, hassas personel, çocuğun ne öğrendiğine değil, duygularına yoğunlaşan bir program istiyordum. Şu eğitimi, bu eğitimi alsın değildi kaygım. Ben okuldan çıkana kadar, hiçbir şey öğrenmese de mutlu vakit geçirmesiydi. 2,5 yaşındaydı. Ömür boyu öğrenmeyle geçecekti. Eğitimde bu yaş için bir hırsım yoktu. Fakat hangi kreşe gitsem verdikleri eğitimden dem vuruyor, üst perdeden konuşuyorlardı:

-Haftada 2 gün İngilizce eğitimimiz var.

-Ayrıca İspanyolca ders de verdiriyoruz.

– Piyano dersimiz de mevcut.

-Çocuklar burada bale de öğreniyor.

Onlar konuştukça, çocuğun benliğinden, kıymetinden, duygularından değil de, sadece eğitimlerden bahsettikçe beni ateşler basıyordu. Elbette arz-talep meselesi. Sanırım çoğu velinin isteği şu devirde çocuğun ne öğrendiği, neyle öne çıktığı. O yüzden kreş yöneticileri de direkt bunları anlatmaya başlıyordu.

Evin çevresindeki tüm kreşleri gezdim. Biri biraz içime siner gibi oldu ama emin değildim. Sonra arabayla bırakıp alabileceğim bir kreş tavsiye edildi. Ona gittim. Kreş müdüresi, ‘Biz öğretmenlerimize gözlerinizle dahi çocukları incitmeyin diyoruz.’ dediğinde içimde günlerdir yanan ateşe bir damla su serpildi. Konuştum, oğlumun öğretmeni olacak hanımefendiyle tanıştım, bahçede biraz oynadılar birlikte. Yaz dönemiydi, yaz okulu vardı tabi o zaman. Müdüre hanım beni çok rahatlattı. Aynı zamanda değerler eğitimi olan da bir kreşti burası. Oğlumu manevi değerlere uygun yetiştiren bir anne olmaya çalışsam da, 2,5 yaş için kreş seçiminde ille de değerler eğitimli bir yer olsun niyetinde değildim. Elbette olsa aliyyülala olurdu ama, önceliğim minicik bir vücudun kaygısız ve sevgiyle kreşe gitmesiydi.

Aynı zamanda özellikle küçük yaştaki çocuklar için bir kişiye güvenli bağlanması önemliydi. Bazı kreşlerde aldıkları eğitimlerde dolayı günde 5 öğretmen görüyorlardı. Bu oğlumun yaşı için fazlaydı. Ona lazım olan bir öğretmene bağlanıp gün boyu huzurla vakit geçirmesi, ona sığınması, çok fazla değişim içine girip kaygılanmamasıydı. Burası da oğlumun yaş grubundaki sınıf için öyleydi.

Sonuç olarak evimize yakın olan kreş mi, yoksa uzak olup daha içime sinen kreş mi diye düşündük ve her gün yolumun üstü olmayan bu kreşe okuldan önce bırakıp, sonra almayı göze alarak yazıldık. Servis de vardı ama ben vermek istemedim.

Değerler Eğitimi Demişken

Değerler eğitimi çok hassas bir konu. Bu yüzden ilk yıl adına ısrarcı değildim. Çünkü kaş yapayım derken göz çıkaran çok sayıda kurum var. Çocuğa İslami değerleri öğreteceğim derken daha da soğutan, bilinçsiz yerlerden bahsediyorum elbette. Gereksiz ve zamansız bilgi yüklemesi yapılmasından korkuyordum. Her şeyin öğretilmesinin bir yaşı, zamanı var. Bu zaman gözetilmeden dayatılan bilgiler daha da ters tepebiliyor. Birkaç örnekle karşılaştım bu şekilde. Örneğin 4 yaşındaki çocuğa helak edilen kavimlerin açık açık anlatılması gibi… Fakat benim gönderdiğim kurum bu konuda danışmanlık almakta, öğretmenlerine sağlam bir yerden değerler eğitimi konusunda eğitimler aldırmaktaydı. Danışmanlık aldıkları kurumu daha önceden bildiğimden içim daha da rahatladı.

Oğlum 2-3 yaş arası çocukların olduğu en küçük sınıfta olacaktı. Elbette bir programları olacak, fakat 3 yaş üzeri sınıflardaki kadar sistemli şekilde ilerlemeyebileceklerdi. Daha sevilme, şefkat evresindeydiler. Tabi çocuk on yaşına da gelse sevgi ve şefkat ister fakat benim bahsettiğim  bu değil, anladınız siz onu 🙂 Bu minik yaş grubu uykusu geldiğinde hırçınlaşabilir, etkinlik yapma saatinde ortalığı velveleye verebilirdi. Bu noktalarda hassas ve esnek bir programları vardı. Benim istediğim de buydu.

Değerler eğitimi noktasında da Kur’an öğrenimine girilmeyecek, sadece olduğu kadar şarkılarla, oyunlarla harf öğrenimi olabilecekti. Öyle de oldu. Bütün harfleri bir yıl boyunca öğrenmediler bile. Ya da benimki öğrenmedi bilmiyorum 🙂 Ayrıca oyun oynarlarken açılan ya da öğretmenin örneğin hamur oynarlarken sesli olarak tekrarladığı sureleri çaktırmadan ezberlediler. Çünkü 3 yaş çocuğu karşınıza alıp ders vereceğiniz bir yaşta değil. İşitsel öğrenme daha işe yarıyor bu yaşlarda. Evde de ara ara kısa sureleri açarsanız, zamanla ezberlediklerini göreceksiniz. Bu uygulamayı kreşte de yapıyorlardı ve bu sayede 4 tane sure ezberledi oğlum sene sonuna kadar. Tabi hep birlikte okuma seanslarını da ara ara sıkmadan yapıyorlardı. Zaten çocuklar toplu olarak bir şeyleri tekrar etmeyi çok seviyorlar.

Bunun yanında aşure günüde gemi yaptılar, yemek duası öğrendiler, selamlaşmayla ilgili dramalar yaptılar, namaz kılma oyunları oynadılar, kutlu doğum haftasında Peygamberimizle ilgili etkinlikler yaptılar. Hepsi çok güzeldi.

Beslenme Mevzusu

Bu konu da çok hassas bir konu. Bazı kreşlerin yemek listelerinde inanılmaz şeyler vardı. Paketli gıdalardan, hazır meyve sularından, şekerlerden çikolatalardan geçilmiyordu. Fakat tevafuk o ki, ben kreşle görüşmeye gittiğimde personel harıl harıl kış için domates, meyve suyu hazırlıyordu. Yemek listesi zaten her ay elinize geliyor. Özellikle ikindi kahvaltılarında çok fazla hazır gıda (kek, bisküvi, cips) verilen kreşler var. Bizim kreşimizde ise, aşçı ablamız öğle uykusu sonraları için hep ev yapımı yiyecekler hazırlıyordu. Pide, kek, pasta, pizza, puding, kurabiye… Hepsi mutfakta sıcak sıcak pişip önlerine geliyordu. Elbette arada yemekte makarna, kahvaltıda çikolatalı ekmek yedikleri de oluyordu. Ama ben kendim de evimde yüzde yüz dikkat edemediğimden o kadarına da sesimi çıkarmıyordum 🙂

Oooo Televizyon

Neredeyse unutuyordum! En hassas olduğum konulardan biri televizyondu! Bizim evimizde tv yok. Dolayısıyla haklı olarak evde görmediği şeye başka bir yerde bağlanmasını istemiyordum. Gittiğim çoğu kreşte lcd ekranlar göz kamaştırıyordu. Her sınıfta bir tane, koridorda bir tane, orada bir tane, burada bir tane… ‘Ne kadar izliyorlar?’ diye sorduğumda, genelde çocukları toparlamak için ve akşam çoğu çocuk gittikten sonra anne babası geç gelen çocukları oyalamak için izlettiklerini söylüyorlardı. Toparlama mevzusu masum gibi duruyor ama bir hayli komik. Sabah ilk geldiklerinde, öğle yemeğinden sonra, uykudan sonra, şundan sonra bundan sonra diye toparlanmak için izlediklerinde toplam 1,5 saat izlemiş oluyorlar günde ve bu bana göre çok fazla! Arkama bakmadan çıktım buralardan ama iyi ki muhtaç da olmadım. Bana göre toparlama dedikleri olay, çocuklar program değişikliklerinde hoplayıp zıplamasın, sessizce otursun, uyuşsun kalsın biz de işimizi yapalım diye yapılan bir önlem! Kolaya kaçmak yani!

Bizim kreşimizde ekran namına hiçbir şey yoktu. Yalnızca sınıflarında bir projeksiyon cihazı vardı. Yapılan etkinliğe göre, lazım olduğunda kullanıyor, bir şeyler izliyorlardı.

Bu konuda hassas iseniz, televizyon konusunu da sormanızı tavsiye ederim. Genelde kaçamak cevaplar veriyor izleten kreşler, zaten üsluptan anlarsınız 😄’İstemeyen velilerin çocuklarını tv saatinde başka yere alıyoruz.’ diyorlar bir de. Ama orada millet çizgi film izlerken çocuğu alıp başka odada tutmaya çalışmak hem devamlı, hem gerçekçi, hem de çok uygun gelmedi bana.

Kreşte Uyku

İki buçuk yaş civarında Eymen’i aydınlıkta gündüz uykusu uyutmakta zorlandığımdan, panjurları kapatarak karanlıkta uyutuyordum. Kreşdeki sınıflarında böyle bir imkan olmadığından uyumayacağından korkuyordum açıkçası. O yaşlarda uykusuzluğa dayanıksız ve uykusu gelip uyumadığında ciddi anlamda huysuz olduğundan hem kendini, hem etrafındakileri zorlayan bir çocuktu. Nitekim ilk zamanlar zorluğunu yaşadık. Uyuduğunda öğretmeni haber veriyor resmen havalara uçuyordum 😊Ama işte ne kadar zor olsa da her şeyin çaresi zamanda gizli, sabretmekte saklı. Zamanla aydınlıkta uyumaya başladı ve problem çözüldü. Ama yine de gündüz uykusu uyumayı ne evde, ne kreşte sever ☺️ Bu yılki 3-4 yaş grubunda sanıyorum uyku olmayacak. Allah’tan eskiye nazaran daha fazla uykusuz kalıyor 😊

Kreşle konuşurken bu uyku meselesini de sorun. Yani bazı kreşler küçük yaş çocukları da uyutmuyor. Eğer uyku olmasaydı yıl boyu çok zorlanırdık. Çünkü erken kalkıp, kreş bitimine kadar uykusuz kalmak çocuklar için çok zor. Bence öğretmenler için de 😄

Mahremiyet

Çocuğun mahremiyet eğitimi çok önemlidir. Hele hele günümüzde, çocuklara taciz olayları bu kadar artmışken, çok daha büyük önem arz ediyor. Fakat her kreş mahremiyet bilinci içinde değil maalesef.

Çocukların tuvaletlerini yaparken, üstlerini değiştirirken birbirlerini görmemesi gerekiyor. Bu noktada hassas ve dikkatli olmak lazım. Ama öyle şeyler duydum ki!  Bırakın mahremiyet bilinci kazandırmayı, kaygısız öğretmenlerin eşliğinde üstlerini değiştirirlerken çocukların birbirlerinin cinsel uzuvlarını gördüğü kreşler var. Karşı cinsin ya da kendi cinsinin bile uzvunu görmemiş bir çocuk için çok olumsuz bir durum. Her çocuğun aileden aldığı mahremiyet bilinci farklıdır. Her çocuğun eğitimi de biricik, özel olmalı. Bu şekilde dikkatsiz yaklaşımlarla çocukların hazırbulunuşluklarını göz ardı ederek yapılan hatalar daha büyük sorunlara yol açabiliyor. Açmasa bile mahremiyet, haya, ahlak duygularının temelinin atıldığı bu dönemde bu meseleyi çok hassas görüyorum.

Yukarıda bahsettiğim kreşler ise alaycı tavırlarla üste çıkıyorlar bir de! Bu noktaya da dikkat etmenizi öneririm.

Geleliiiim Kreşe Alıştırma Evresine

Bildiğiniz gibi en son, aday öğretmen seminerlerinden dolayı yaz tatilimin 15 gün kadar olduğundan bahsetmiştim. İşte bu noktada kreşe alıştırma süreci ‘hayaller-hayatlar’ oldu bizim için. Kreşe nasıl alıştırmam gerektiği konusunda ne yapmam gerektiğinden adım gibi emindim. Okumuş, araştırmış, dinlemiş ve vicdanıma, aklıma yatan yöntemleri birleştirip kendimce doğrular edinmiştim. Ama insanın bazen planladığıyla, yaşadığı aynı olmayabiliyor. Şartlar el vermiyor ne yazık ki. O yüzden ben kendi deneyimlerimi de yazmakla birlikte, imkanım olsaydı asıl yapmak istediklerimi vurgulayacağım.

Öncelikle şunu söylemem gerekir ki, kreş seçiminde benim için önemli olan noktalardan birisi alıştırma evresine karşı yaklaşımlarıydı. Bazı kreş yöneticileri, çocuğun annesiyle birlikte alışmasını asla kabul etmiyor ve olaya ‘Bırakın gidin. Ağlaya ağlaya alışacak. Eğer öyle yapmazsanız alışamaz.’ , ‘Anneyi işin içine alamayız, diğer çocuklar etkilenir.’ gibi sözlerle yaklaşıyor. Ben bu yaklaşımlara inanamıyorum. Gerçekten böyle mi inanıyorlar, yoksa işlerine bu şekilde mi geliyor bilemiyorum. Ama gerçekten bu yaklaşım benim için inanılmaz derecede şaşırtıcı. Ben çocuğu hiçbir şeye ağlatarak alıştırma taraftarı değilim. Çocuk bir birey, nasıl ki yetişkin bir insana bunu yapamazsak, çocuğa da yapmaya hakkımız yok.

Okul öncesi dönemde çocuklar güvene ihtiyaç duyar demiştim başlarda. Girdikleri her ortamda önce annelerinin eteğine yapışırlar, ortamdan güven aldıkça annelerinden kopup huzur içinde ortama kendilerini verir, ayak uydururlar. Bu sırada da ne zaman isterlerse annelerinin yanında olabileceği hissi onları kaygıdan uzak tutar. 3 yaşında bir çocuğu götürüp hiç bilmediği bir ortama öylece bırakıp gitmek sizce de çok ağır değil mi? Daha dünyaya geleli 3 yıl olmuş. Çoğu şeyi ilk kez tecrübe ediyor, dünyayı tanıyor. Annesiyle güvenli bağlanmasını 2 yıl gibi bir sürede tamamlarken, hiç bilmediği insanlarla dolu karmaşık bir ortamın orta yerine bırakıp gitmek biraz acımasız geliyor bana. Güvenli bağlanmanın devamında, anneyle güvenli ayrılma olması taraftarıyım bir de. Günümüzde bu veletlerin psikolojisi çok çabuk bozuluyor😄Abartıyor muyuz bilmem ama bir insanın ağlayarak bir şeylere alışması bana normal gelmiyor 😕Alışmaz mı alışır. Ama bu severek alışmak mı, yoksa çaresizliğin getirdiği bir kabullenme mi, ilerde bunun sonuçları davranış ve duygularda karşımıza çıkar mı düşünmek lazım. Bence bu riski almamak en iyisi.

Ben de her anne gibi evladımın duygu dünyasını zedelemekten çok korktuğumdan kreş müdürüne ilk görüşmede alıştırma evresini sordum. ‘Siz gitmek isteseniz de biz göndermeyiz.’ cevabını almak içime su serpti 😌Bizim en büyük avantajlarımızdan biri yaz okulu dönemi olmasıydı. Okulların açılmasına bir hafta vardı. Yaz okuluna gelen çocuklar zaten kreşe alışmıştı ve öğretmenimiz Eymen’le alışma evresinde bire bir vakit geçirebildi. O günlerde birkaç not almışım. Onların eşliğinde size ilk günlerimizi anlatayım. İlk hafta kreşte her gün sadece 1 saat kadar kaldık:

22 Ağustos: Kreşe ilk gidişimiz. Öğretmeniyle müdüriyette biz konuşurken oynadılar.

23 Ağustos: Ben müdüriyette bekledim. Onlar yandaki başka bir odada oynadılar bir süre. Aklına geldikçe “Annee.” diye yanıma geldi. Zorlamadık. İstemediğinde diğer odaya gitmedi.

24 Ağustos: Başka odada oynadılar. Ama yukarı da çıkıp indiler. (Sınıfı yukarıda olacaktı.) Sınıftan araba aldılar. Bir süre yukarıda vakit geçirdiler.

25 Ağustos: Bana öğretmeniyle birlikte, oyuncaklarda çay ve kek yapıp getirdi. Ağlayacaktım J Biraz tangram oynadık aynı odada. Sonra yukarı katta ben olmadan sınıfta parmak boyası yaptılar. El baskısı yaptılar. İlk etkinliğimiz diye ben ondan daha çok mutlu oldum. Fakat diğer çocuklardan ayrı çalışmışlar.

26 Ağustos: Bahçeye çıktı az bir süre. Sandalyeden izledim uzaktan. “Annee biz arkadaş olduk.” dedi diğer çocuklar için. Burnumun direği sızladı. Gözlerim doldu. Ağlayacaktım azizim. Ama ben içeri gireceğim su içeceğim deyince “Ben de gelceeem.” diye o da girdi.

 

Odada öğretmeniyle oynarlarken yanında olmamı istiyor. Ama “Burası oyun odası değilmiş. Hem çocuk sandalyesi de yok.” deyip öğretmeni yukarı yönelince o da çıktı. (Bu arada hem diğer çocuklar için, hem de kendi çocuğumuz için her şeye izin vardı, fakat sınıfta oturmama izin yoktu. Zaten bu şekilde sağlıklı bir alıştırma sisteminde buna gerek de yoktu.)

29-30 Ağustos: Süt almaya gidiyorum diyerek kreşin yakınlarında 1 saat kadar takıldım. Dönerken de süt aldım elbette 😉Ağlamamış, süt almaya gittiğimi biliyor. Ama öğretmeni ilk ayrılığın uzun süre olup birden ağır gelmemesi açısından ağlayıp beni sormasa da arayıp çağırdı. Bu arada dönüşü oyunun en tatlı yerinde yapıyorduk 😊Yani kendisinin bıkıp gidelim demesini beklemiyorduk.

 

Gördüğünüz gibi kademeli şekilde ilerledik ve her şey çok sağlıklı gidiyordu. Önce benimle aynı odada, sonra yan odada, sonra bahçe, yukarı sınıf şeklinde sorunsuzca ilerledik. Uğraştırıyor elbet bu şekilde bir alıştırma şekli, ama değiyor bence.

Ama başlarda bahsettiğim gibi, her şey böyle güzel giderken birden yine seminerlerin beklediğim tarihten erken başlayacağı haberini aldım 😔Alışma dönemimizi tam tamamlayamadan okula gitmek zorunda kaldım.

Evimle okul arası biraz uzaktı. Okulu yakın bir yerlere aldırmaya çalışıyorduk bir yıllığına. Üstelik çok fazla rica etmeme rağmen beni öğlenci yaptılar! Okul çıkış saatinden önce kreş kapanıyor düşünün, yetişemiyorum! Allah’tan son derslerimi boş bırakma iyiliğini yaptılar da en azından kreş kapanmadan gidebiliyordum. Okulum Eymen’in kreşine 25 km idi. Ve bu yolu saat 17:00 sularında tam İstanbul trafiğinde gittiğimi düşünün. Kreş saat 18:00’de kapanıyor ve ben hep son anda yetişiyorum.

Üstelik saat 17:00’de çalışan annelerin dışındaki çocuklar ve öğretmenler evine gidiyordu. O bir saat içinde nöbetçi öğretmen kalan çocuklarla ilgileniyordu. İşte en zor evre buydu! Eymen’i saat 12:00 gibi kreşe bırakıyor ve 18:00’de alıyordum. Yüzde yüz alışma gerçekleşmediğinden bırakırken sorun yaşıyorduk. İkna, oyalama çabaları dakikalarca sürüyordu. Birkaç kere de ağlayarak bırakmak zorunda kaldım. Duygusal ve hemen ağlayan bir yapım var. Arabada oturup bol bol ağladım bu evrede. Müdüre hanım da çocukların annelerini çok rahat analiz ettiğini ve bendeki korkunun, üzüntünün, telaşın ona da geçtiğini söyledi. Bu yüzden evet, hiç onaylamadığım bir şeyi yaptım ve birkaç kere ağlayarak bırakmak zorunda kaldım. Ama ben ayrıldıktan sonra fotoğrafı geliyordu gülüp eğlenirken. Gerçekten mi ağlıyordu, yoksa numara mıydı bilmiyorum 😄Çünkü 8-9 gün kadar sağlıklı bir alıştırma süreci yaşamıştık tamamlayamasak da. Ve tamamlayamadığımız için de ağlamasının normal olduğunu söylüyordu müdüre hanım. Çaresizdim ve katlanmak zorundaydım.

Okulu eve yakın bir yere aldırmak 1 ay sürdü. Bu 1 ayda ömrümden ömrü gitti. Kreşte gün boyu sıkıntı yoktu. Ama öğretmeni ve arkadaşları saat 5’te gittikten sonra Eymen’de devreler yanıyor ve her akşam onu ağlar vaziyette alıyordum. Çünkü her gün nöbetçi öğretmen değişiyordu ve ilk zamanlar için kendi öğretmeninden başkasıyla kalmak Eymen’e zor geliyordu. İlk zamanlar uyumama sorunumuz olduğundan tam da uyku saati olan öğlen saatlerinde kreşe bırakmak işleri daha da zorlaştırıyordu. Bunun da etkisi büyüktü. Zaten uykusuz, moralsiz, huysuz saatlerine denk geliyordu kreş. Bu 1 ayda kah arabada, kah evde ben de bool bol ağladım. (Zaten yengeç burcuyum, ağlamak için yer ararım 😄) Ve işte nihayet, 1 ay sonra okulumu aldırdık yakına. 15:00’te çıkıyordum. Az ders istedim, 19 saatti. Kurs murs hiçbir şey almadım. Ve düzenimizi oturttuk. 3 gün tam, 2 gün de yarım gideceği şekilde 1 yılımızı çok şükür sorunsuz bitirdik. Yazın da birlikte tatil yaptık. 😍

 

Kreşe Bırakmadan Önce Evde Vakit Geçirin

En fayda gördüğüm şeylerden biri buydu. Sabah kreşe gitmeden önce 15 dakika da olsa birlikte oyun oynamak, kitap okumak çocuğu anneye bir nebze doyuruyor ve sakinleştiriyor. Gerçekten bunu önemsemenizi şiddetle tavsiye ederim. Geç kalkıp oyuna zaman bulamadığımız zamanlar, uykudan direkt kalkıp okula gitmek daha problemli oluyor. Mutlaka yarım saat erken kalkıp bir süre birlikte vakit geçirin, faydasını göreceksiniz inşallah.

 

Kreşe Alıştırmada Oyunla Terapi

Bunlar geçen yılki deneyimlerimizdi. Ama geçen yıl bilmediğim, keşke bilseydim dediğim öyle güzel bir alıştırma yöntemi var ki! Size biraz ondan bahsedeceğim. Geçen yıl uygulamasak da bu yıl uyguladım ve kreşe henüz başlamasak da pratikte faydasını gördüm.

2 aylık yaz tatili sürecinde, Eymen tatili o kadaaar çok sevdi ki ne zaman okul lafı açılsa ‘Gitmiceeem! Ben tatili seviyoruumm.’ diye tepki veriyordu. Okulla artık hiçbir sorunumuz yok. Ama evde durmayı elbette daha çok tercih ediyordu. O böyle tepki verdikçe içimde alev alev bir şeyler yanıyor, ne yapacağımı bilemiyordum. Aynı şeyleri bir daha mı yaşayacaktık? Sonra ‘Oyun Oynama Sanatı’ isimli bir kitap okudum. Bu kitapta çocuğun birçok problemini oyunlarla aşma önerileri var. Yazara göre bu terapi yönteminde, çocuk kaygısını, korkusunu oyunla birlikte atıyor.

Bu önerilerden yola çıkarak sembolik bir kreş oyunu oynamaya karar verdim. Yumurta kutusundan servis yaptım. (Bu yıl servisle gidecek.) Bir kreş, bahçe, yatak, masa… Kreşte ne varsa elimden geldiğince sembolikleştirdim. (En altta oyunumuzdan örnekler görebilirsiniz.) Eymen bu oyun sırasında çok eğlendi, çok sevdi, çok uzun süre oynadı. Çocukların sabah servise binmesinden akşam çıkışına kadar kreşte yaşadıkları her şeyi canlandırdık. Ara ara oynamaya devam ettik. Şu an kreşe dönmesine 1 hafta kaldı ve soranlara sakince ‘Evet kreşe gideceğim, az kaldı tatil bitecek.’ gibi çok naif cevaplar vermeye başladı. Hiçbir olumsuz yansıma yok. Resmen şok oldum. Bu denli tesir edeceğini düşünmüyordum.

Bunun yanında kendi uydurduğu oyunlar da oldu. Bir çizgi filmde sağlıklı dişler şenliği yapıldığını gördü. Ben de bunu kullanıp her şeyi şenliğe çevirmiştim 😄 Bu şenliğe kreş arkadaşlarını da kattı Eymen. Birlikte diş fırçalama, yemek yeme, çamaşır asma ne ararsanız şenlik yapıyorduk. Bunun da faydası olduğunu düşünüyorum.

Bu yıl inşallah 5 gün değil 3 gün gidecek. Haftaya bakıp göreceğiz bu sakinlik devam edecek mi ☺️ Sonucu buraya yazarım yaşadıktan sonra. 🙂

Kreş Hakkında Kitap Okuma

Kitap okumak da her şeyde olduğu gibi bu konuda da faydalı. Bizim okuduklarımız ‘Çupi Okula Başlıyor’ ve Almidilli yayınlarının ‘Anaokulunda’ kitabı oldu. İkisini de tavsiye ederim. Tabi seviyesine uygun okunması gereken yerler de var.

Kreşte Hastalık

Kreşte çocuklar çok hastalanır. Genelde anneler hep bundan yakınır. Biz de başlarda bol bol hastalandık tabi. Sonra propolis ve soğuk sıkım çörek otu yağı takviyesine başladım. Günlük ya da iki günde bir veriyordum. Hamd olsun hastalıklar yok denecek kadar azaldı. Yani hastalıktan önce tedbir  almalı, bağışıklık sistemini kuvvetlendirici takviyeler vermeliyiz. 

Ve sooon 🎊🎉🎈

Ben fayda sağlaması açısından bir konuyu ayrıntılarıyla ele alma hastasıyım 😯 İşin cılkını çıkartırım yani 😄 Buraya kadar okuduysan, ağrıyan parmaklarıma değmiş demektir 😍 👍🏻Okuduysan aşağıya ses ver, bir yorum yap😊

Çok teşekkür ederim.

Beyza.

IMG_1656IMG_1671IMG_1659IMG_1672

Kreşe Gidecek Kadar Büyüdüm Mü Anne?” üzerine 123 yorum

  1. Ah boyle kreslerin olduğunu duymak öğrenmek ne kadar mutluluk umut verici.Kızım 3.5 yasında bu sene 1-2 saatlik oyun grubu seneye ise yarim gün düşünüyoruz fakat nereye nasıl guvenecegim tam bahsettiginiz gibi kresler varmı diye düşünüyordum. Acaba üskudar civarında varmıdır böyle güzel çocuğun duygularına önem vererek onu incitmeyen kresler.

    Beğen

  2. Ne kadar güzel bir yazı olmuş ağrıyan parmaklarınıza sağlık benim oğlum 2 buçuk yaşında bana aşırı düşkün ben artık tahammülsüzleşiyorum çok sıkılıyor evde kreşe versem mi acaba iki saatliğine diye düşünüyorum

    Beğen

    • Normalde benim fikrim 2,5 yaş kreş için erken. Yaşayarak da gördüm maalesef. Ama siz evdeyseniz, sağlıklı bir alışma süreci yaşarsanız çocuğunuz da 2 saat gitmekten mutluysa bence sıkıntı olmaz 🙂

      Beğen

  3. şuan oğlum 15 aylık onu uyuttuğum esnada su gibi okudum yazınızı çok beğendim ve faydalandığım yerlerde oldu nitekim. Allahın izniyle ben de atandığım da oğlum eymen gibi 2 yaş olmasa bile 2.5 olacak ben de bu süreçte onu kesinlikle kreşe değilde evde bakıcı tutmak kararındayım ama nasip 🙂

    Beğen

  4. Beyza Hanım Allah razı olsun çok faydalı bir yazı olmuş. Ben de çalışan bir anneyim, kızıma annem bakıyor. Önümüzdeki yıl eylül ayında 3 yaşında olacak inşallah. Kreşle ilgili aklıma gelebilecek bütün konuları ele almışsınız. Ama benim sorunum seneye kreşe vermeli miyim yoksa bir yıl daha anneme bırakıp 4 yaşını mı beklemeliyim??? Belki bu sorunun cevabı değişkendir. Ama genel bakarsak siz ne önerirsiniz?

    Beğen

    • Merhaba. Cümlemizden inşallah rica ederim. Şöyle söyleyeyim; bizim 2. kardeşimiz oldu. Ben de yanımda yardım edecek kimse olmadığı için büyük oğlumu kreşe verdim. 2 yıl doğum iznindeyim bu arada. 2 ay gitti. Ama baktım gitmek istemiyor, bir türlü istekli hale gelmiyor; aldım. Evde şimdi kör topal idare ediyoruz 🙂 Yani çocuğunuza bakın. Bazı çocuklar, hatta çoğu kreşin imkanları ne kadar iyi olursa olsun evin sıcaklığını, özgür ortamını tercih ediyor.

      Beğen

  5. Merhaba beyza hanım sizi severek takip ediyorum😊 benim de şuan 2 yaşında nazlı bir kızın var ve yeni hamile olduğumu öğrendim kreşe vermeye korkuyorum idare edebildiğim kadar edicem. Hayırlısı Allahtan. Sizden ricam kardeş gelirken bu duruma hazırlanmak amacıyla büyüğü yıpratmamak adına ne tür kitaplar önerirsisiniz? Sizin okuyup beğendiğiniz kitaplardan mutlaka tavsiye almak isterim. Sevgilerimle…

    Beğen

    • Merhaba. Açıkçası kardeş için okuduğum bir kitap olmadı bu süreçte. Uzmanların yazılarını vb okudum. Olabildiğince doğal oldum. Kaygılanmamaya ve büyüğü de kaygılandırmamaya gayret gösterdim.

      Beğen

  6. Neyse ki yalnız değilmişim. Ben de bu konuları irdeleyince zor anne ,titiz anne ,mükemmeliyetçi anne oluyorum genelde.O senin istediğin özellikleri bulman imkansız diyorlar. İçimi karartıyorlar. Kızım 24 aylık ben de kreş arayışındayım ama esnek zamanlı çalışmam tabiki büyük avantaj. Ablasının bakıcısını ikna edebilirsem şimdilik daha iyi olacak. Bana ve kızıma dua edin lütfen. Takipteyim yine yüreğime su serptiniz . Sizin de yüreğinize su serpenler çok olsun. 😘😀

    Beğen

  7. Elinize, emeğinize saglik cok güzel detayli ve faydali bir yazi olmus benim gibi kreş oncesi arastirma yapan annelerin isine yarayacak bir cok bilgi vermişsiniz Allah razi olsun 💙💙💙

    Beğen

  8. Allah razı olsun Beyza hanım benim de üç bucul yaşında oğlum var nasip olursa seneye kreşe vermeyi düşünüyorum aklımdaki tüm soruları cevaplamışsınız emeğinize sağlık ve çocuğa sürekli bir şeyler öğretmek yerine duygu dünyasına zarar vermemeyi ilke edinen kreşlerin var olduğunu bilmek de güzel

    Beğen

  9. merhaba Beyza hanim, Eymen’i farkindacocuk a vermistiniz degil mi? o zamanlar instagram da oyle paylasmistiniz diye aklimin bi kenarina yazmisim. kriterlerimiz benzer oldugu icin onumuzdeki yil icin orayi dusunuyordum ama tasinma karari aldik. acaba umraniye icin kulaginiza gelen bi tavsiye var mdr?

    Beğen

    • İnstagram hesabımda #yazarannekrestavsiye etiketinde istanbulu bulup tavsiyelere bakabilirsiniz. Bireysel önerim de duyduğum kadarıyla, palet montessori ve multibem olur.

      Beğen

  10. Beyza hanim iyi gunler yazınızı daha önce okumuştum şimdi ihtiyaca bianen yeniden gözden geçirdim kreş konusunda ve çocuk yetiştirme konusunda farklı görüşler oluyor ve ben kendi fikirlerimi sizinkine oldukça yakın buluyorum.3 buçuk yasindaki oğlumu krese vermek durumundayım çalışma hayatına geri döneceğim icin 1 yıl kadar annane ve babanne dönüşümlü baktı sonrasında da ben ise ara vermiştim geldiğim kreslerden biri öncesinde olumlu tavsiyeler duyduğum fakat iki konuda aklıma takılan bir okul oldu sizin de fikrinizi sormak istiyorum 1. Alıştırma sûreçini aşamalı ndegil daha ilk günden bırakıp gideceksiniz ilk günden siz bırakınca sizi gormeyecrgini bilecek diyor 2.sınıfları gezmek ıstedigimizde ancak 5 ten sonra olabilir suan sadece çocuğunuzu gezdirebilrim dedi içerideki öğrencilerin sürekli ziyaretçi görerek duyacağı rahatsizliktan bahsetti ama tatmin olmadım sizce?

    Beğen

    • Benim gönderdiğim kreş de öğrenciler sınıftayken gezdirmezdi. Bunu normal görüyorum. Küçükler daha dikkatleri çok dağılabilir. Ama ilk günden bırakma konusunda asla katılmıyorum. Çocuk zaten sizin onu bırakacağınızı biliyor. Burada mesele güvenli ayrılma. Yavaş yavaş, kaygısız, kendini güvenle ortama bırakarak. Hiç bilmediğimiz bir şehrin ortasına savunmasız bırakılsak ne hissediriz? Dil bilmesek, yol bilmesek??? Çok zor çocuklar için. Bunlar benim düşüncelerim 🙂

      Beğen

  11. Duygularıma tercüman oldunuz çok teşekkür ederim emeğinize sağlık.oğlum 4 yaşında tam güne başlayacak inşallh eylülde .aklımda deli sorular ….🧐

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s