Tüm Bu Baskılar Anneler Delirsin Diye

Sürekli bir şeyler dayatılıyor bize. Toplu halde böyle, global olarak, yok efenim küresel olarak delirtilmeye çalışıyoruz. Belki biz de dayatıyoruz farkında olmadan birbirimize bu baskıcı şakşakçıların fikirlerini.

⛔️Bir bakıyorsun etkinlik paylaşma patlaması oluyor. Sonra “Aaa sen çocuğunla etkinlik yapmıyor musun? Tüü, iki fasulyeyi aktartamıyor musun yani pes pes vallahi pes!”. deniyor. Yani öyle bir gizli baskı var ki, etkinlik yaptırmayan anne utancından dışarı çıkamayacak. Çalışan anne, çok çocuklu anne, yoğun anne, kalabalık aile annesi bunalımlarda!

⛔️ Sonra tekrar bakıyorsun, etkinlik paylaşan ya da paylaşmayıp kendi çapında evde çocuğuyla yapan anneler linç edilmeye başlanmış. “Doğal değilsiniz, yapmacık yaşıyorsunuz, çocuğa sürekli hazır materyal, oyun sunmak da neymiş? Çocuğun keşfetmesini engelliyorsunuz. Kendi kendine vakit geçirmeyi öğrenmiyor çocuk. Sizin yüzünüzden anneler bunalıma giriyor.” deniyor. Bu sefer de etkinlik yapan anneler yerden yere vuruluyor.

⛔️ Çocuğunu kreşe ve milyon kursa gönderen anne, çocuğunu evde, sokakta, bahçede yetiştiren anneyi küçümsüyor bir süre. Ne annenin cahilliği, ne çocuğun asosyalliği kalıyor. Sonra hoop ev okulu yapanlar, okulsuzlar, kreşe giden çocukları ve anneleri ezikliyor. “Kurallar ve prosedürler içinde çocuğun tüm hayal gücünü, enerjisini, yaşama sevincini, keşfetme olanaklarını öldürüyorsunuz, okullarda tek tipleştiriyorsunuz.” diyorlar.

⛔️ Çocuk gelişimi kitapları okumak moda oluyor önce. Ne kadar okursan o kadar iyi anne oluyorsun. Yüzlerce uzman binlerce farklı şey söylerken, birine ikisine takılıp diğerlerini gömüyorsun. Başka düşünen, başka türlü çocuğunu yetiştiren anneleri yargılıyorsun.

⛔️ Sonra aradan biraz zaman geçiyor. “Annelik kitaptan, uzmandan mı öğrenilirmiş canığm!” devri başlıyor. Çocuk gelişimiyle ilgili kitap okuyanlara söven sövene. Evinde montessori, waldorf uygulayanlar bir zamanlar süper anneyken, hoop kısır birkaç akıma kapılmış dar görüşlü anneler oluveriyor.

⛔️ Sağlıklı bebek yemekleri paylaşan annelerden deli gibi tarif istenirken, çok değil aradan birkaç yıl geçtikten sonra çocuğuna katkısız yemek yedirmeye çalışan annelerle alay ediliyor.

⛔️ Ay blw çıktı çıkalı çocuğumuza yemek yedirmeye bile utanır olduk bu ne hal? Bu ne baskı? Bu ne şiddet bu celal?

 

Ne istiyorsunuz bu annelerden ve ne istiyoruz biz bizzat birbirimizden? Dünya yaratıldığından beri annelere yönelik bu derece bir psikolojik harp yapılmış mıdır acaba merak ediyorum? Kim bunun başı? Kim yönetiyor sizi?

3 senelik mini mini annelik serüvenimde bile benim “Olmazsa olmaz.” dediğim öyle çok düşüncelerim yüz seksen derece değişti ki. En çok da bu baskılar yüzünden bir akıma, düşünceye, davranışa körü körüne bağlanmamayı öğrendim.

❓Etkinlik mi? Ya hep ya hiç mi olmak zorunda? Habire etkinlik yapacağım diye çırpınıp, yapamayınca suçluluk duymaktan kurtuldum önce. 2 gün etkinliksiz geçti, 1 gün etkinlik yaptık. Bazen günde 5 tane yaptık, bazen 1 hafta yapmadık. Akışına bıraktık. Çocuk ne isterse öyle gitti günler. Akış neyi gerektiriyorsa öyle yaşadık.

❓Çocuğum 3 yaşında. Kendisi yiyebiliyor. Ama ortam müsait değilse yediriyorum da. Bazen kendisi yedirmemi istiyor. Yediriyorum. Ne olacak? 10 yaşında da ben mi yedireceğim? Elimden geldiğince paketli ürün, abur cubur almıyorum eve. Ama ben bile dayanamıyorum bazen. Arada hüpletiyoruz. Amaa hiç almayan varsa da plaket veririm elimden gelse. Evi abur cuburdan geçilmeyen de olabilir. E ne yapayım? Benim her şeyim tam mı ki?

❓ Okuyorum kitap. Her türden. Çocuk gelişimi alanı da bunlardan biri. Çok katkı sağladı bana kitaplar. Ama beynim var ya hu benim. Peygamber olmayan uzmanların da yanlış şeyler söyleyebileceğini unutmuyorum. Tek birine tutunup kalmamaya çalışıyorum. (Zamanında o hatayı da yaptım.) Hepsinden alacağımı alırım. Montessorisinden de, waldorfundan da, reggio’sundan da, anadolu pedagojisinden de alırım alacağımı. Kitaba göre çocuk yetiştirmem! Ama yol çizer bana bazen, harita çizer. Bazen sakinleştirir beni, bazen hatamı görmemi sağlar. Takıldığım yerlerde bakar “Evet ya doğru nasıl düşünemedim?” derim. Ama bir uzman onu diyor diye, bir kitap bunu diyor diye beynimi çöpe atmam. Ben bir doğruya inandıysam, başka bir doğruya inanan anneye tü kaka demem.

❓Çalıştığım için kreşe gidiyor çocuğum. Mecburum. Keşke ücretsiz izin hakkım olsa biraz daha. Ama yok. Ne yapayım? Kendimi balkondan mı atayım? Diğer yandan ev okulu yapanlara, okulsuz olanlara da çamur atmıyorum. Hatta imreniyorum, düşüncelerinden, yazılarından çok faydalanıyorum. Bahçede tohum eken çocuklarını gördükçe koca bir “Ah!” çekiyorum. Ama bahçem yok. Ne yapayım, çatıya çim mi ektiretim?

Genellemiyorum yani artık hiçbir durumu. Öğrendim 3 yılda bunu. Herkesin hayatında; yaşam şartları, aile durumu, maddi-manevi durumu, yaşanılan şehir gibi zibilyon etken varken, neden sebeplere, şartlara bakmaksızın sadece yöntemlere, sistemlere, uzmanlara tutunup kalıyoruz ki? Herkes aynı mı olmak zorunda? Herkes aynı şekilde mi yaşamak zorunda? Herkesin şartları aynı mı? Senin için iyi/doğru olan şey benim için de iyi/doğru mu kesinlikle? Benim şartlarımın bir önemi yok mu? Nedir bu yakamızdaki annelik tanımları?

Bırakın doya doya anne olalım. Hata da yapalım. Çocuğum yokken yapmıyor muydum? Kolay mı insan yetiştirmek? Kolay mı her şeyi dosdoğru yapmak, karşında kanlı canlı biri varken? Yapalım hatamızı, dönelim sonra. Ağlayalım da yeri gelirse. Özür dileyelim. Dua edelim. Doğruyu arayalım. Ama sürekli paranoyak olmayalım be! Her akım, her düşünce, her pedagojik yaklaşım zenginliğimiz olsun. Kendimize göre olanı alalım. Bazı yerlerini de “Şurası bana uymuyor.” deyip bırakalım. Harmanlayalım bize uyanları. Hepimizin kendi pedagojisi olsun. Kendimize, kendi ailemize, kendi çocuğumuza göre.
Gül gibi yaşayıp gidelim be işte! 😊👍🏻

Tüm Bu Baskılar Anneler Delirsin Diye” üzerine 6 yorum

  1. Size tüm kalbimle katılıyorum. Çok doğru söyledikleriniz diyeceğim ama “çok” kelimesi hafif kalıyor. Çooooook doğru diyeyim bari. Nedir bu annelerin çektiği? Yeter yahu!

    Beğen

  2. Çok doğru.. Ne bu yarış ne bu hiz bazan bakıyorum çocuklarımızı ve kendimizi fazla yoruyoruz gibi.. Halbuki annelik akışına bırakarak yasanmali ve çocuklukta bu kucukluk donemleri ne de olsa geri dönmüyor bizim telasimiz ney 😞 doyasıya sindirerek güzellikle hatalarimizla dogrularimizla kabullenip yaşamak varken bu muhteşem evreyi biz herseyden etkilenerek geçiriyoruz malesef.. 😐

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s