Müthiş Uyku Serüvenimizin Mükemmel Detayları

Uyku eğitiminde nasıl bir yol izlediğimi soruyorsunuz. Artık bunu ayrıntılı şekilde anlatmam gerektiğini düşündüm. Ben karşılaşır karşılaşmaz dünyada çok az kişinin bildiği öyle bir felsefe benimsedim ki, bundan sizleri de haberdar etmeden vicdanım rahat etmez.

Bizim felsefemiz; KEYFOSKİ UYKU FELSEFESİ. Bu felsefe hakkında okumadığım kitap, dinlemediğim uzman kalmadı. Adeta bir KEYFOSKİYEN oldum. Siz de bir keyfoskiyen olmak istiyorsanız yazıya devam edin. Yok benim çapım yetmez diyorsanız, sayfayı terk edebilirsiniz. Şimdi biraz bizim serüvenimizden bahsedeyim:

1. ORTAYA KARIŞIK EVRESİ: 8 ay kâh emerek, kâh beşiğine yatırarak kendi kendine, kâh sırtından pışpışlayarak uyudu. Sonra ne zaman yatırsam beşiğinde ayağa kalkıp “Na na na naa” demek suretiyle kendi kendine uyumamaya başlayınca felsefenin ikinci evresine atladık.

2. UYUTAMAMA EVRESİ! Diğer bir adıyla emerek uyumadıysa yandık evresi! Çünkü artık beşiğinde yatmıyor, hacıyatmaz misali koyar koymaz göğe yükseliyordu. Olması gereken de buydu zaten, tam istediğim gibi!

3. BODOSLAMA EVRESİ: Diğer bir adıyla “Ya Rabbi bu çocuk nasıl uyuyacak?!” ya da “Delirmeye az kaldı!” evresi. Aman Allah’ım öyle bir uyumuyor ki bir çocuk ancak bu kadar uyumayabilir. Emziriyorum yok, kucağıma alıyorum yok, sallıyorum yok, gezdiriyorum yok, ağlıyorum yok, sinir krizlerine giriyorum yok! En sonunda tesadüfen kendim yatıp onu da üzerime yatırdım ve hafif sallanmak suretiyle uyuduğunu keşfettim. Artık bir kanguru misali keseme koyup uyutuyordum. Ancak bu yöntemde uyumak istemiyorsa kucağımdan inmek için debelenen bir panterdi adeta. Yani uyutabilmem için kendisinin uyumak istemesi gerekiyordu. 1 yaşındaki çocuk da zaten uyumak için can atar de mi?😅 Pışpışlanmaktan çocuğun sırtı mı çürümedi, dünyanın bütün şarkılarını uydurmadığım mı kaldı, 1 saat uyutmaya çalışıp höyküre höyküre odadan çıkmadığım mı kaldı bana sorun. Oysa ki uyumuyorsa pes edip 1 saat sonra tekrar denemeliydim ama ben çıldırmayı tercih ediyordum. E işte sonra alıştı. Şu an çok iyiyiz. Adeta bu yazdıklarım hiç yaşanmamış gibi, kuş gibi uyuyoruz.

Bu evreler bir bende var sanırken etrafımdaki birçok kişinin bir dönem mutlaka bu uyutamama krizlerini yaşadığını görmem içime bir nebze su serpti.

4. YANINA YATARAK UYUTMA EVRESİ: Ve şu anda bulunduğumuz son aşama, “Artık sen çok ağırsın dostum, üstüme yattığında karnım acıyor.” diyerek yana yatırma aşaması. E yalan da değil, 15 kilo oldu! Bu aşamaya geçiş daha rahattı. Şu anda da yan yana yatıp kitap okuyup, şarkı markı söyleyip uyuyunca yanından kalkıyorum. Odasında! Yes! Odaya geçtik ya kız!

Sonraki aşama da ben ya da babası yanında olmaksızın (yatağın kenarında kitap okuyarak olabilir) kendi kendine uyuma evresi. Ona da ne zaman geçeceğimizi Allah bilir. Geçersek buraya eklerim.

İşte bizim uyku eğitimi serüvenimiz bu şekilde sürekli bir istikrar seyrederek oldu. Bazıları nasıl uyutacağını bilemiyormuş, hayret doğrusu!

Biraz da yatak ayırma ve odaya geçiş sürecimizden bahsedeyim.

Komiklikleri şakaları bir yana bırakıp araya ciddi bir konu ekleyeceğim. Ben uyku serüvenimizde güvenli bağlanmayı önemsedim.

Güvenli bağlanma: anne ile bebek arasında küçük yaşlarda oluşan ve elbette sadece birlikte yatmayla sınırlı olmayan çok geniş bir kavram. İnanıyorum buna.

Uyku konusu ise, Anadolu pedagojisine göre güvenli bağlanma çerçevesinde, 2 yaşına kadar anne yanında yatma, 2 yaşından 3-4 yaş arasına kadar aynı odada farklı yatakta yatma ve en geç 4 yaşına kadar da oda ayırma şeklinde aşama aşama gerçekleşiyor. Bebeğin anne yanında ya da bitişik beşikte yatmasını, istediği an annesine dokunabilmesini, sıcaklığını hissetmesini elzem ve huzurlu buluyorum. (Erken aylarda oda ayırmayı savunanlara da saygım sonsuz efenim, her anne çocuğu için en güzelini hisseder ve uygular💛)
Güvenli bağlanma strateji ve sıralamasında her şey tamam da, ben bu süreçteki geçiş dönemlerini biraz fazla abartmışım sanırım. Anlatayım:

 

Güvenli bağlanma neyim bilmezken beşik odada biraz uzağımızda duruyordu. Sonra içsel motivasyonla ve müthiş anne iç güdüsüyle 3 adım yere bile gece gitmek zor gelince yanımıza aldık. Yarı beşikte, yarı yanımızda, yarı tepemizde 2 yılı devirdik. Bu arada güvenli bağlanma ile tanıştık tabi.

Sonra aman Ya Rabbi! Güvenli bağlanmamızın sağlıklı şekilde tamamlanması için güvenli ayrılma gerekiyordu! Ve bu 2 yaşında olmalıydı. 2 yaşından sonra hala çocuk anne yanında yatıyorsa olaylar olaylar!

 

Güvenli ayrılmaya göre, güvenli ayrılma gerçekleşirken çocuk yatağına alışana kadar aynı odada farklı yatakta onunla birlikte yatabiliyorsunuz. Gece kalkıp yanınıza gelirse siz onu kucağınıza alıp birlikte onun yatağına gidiyorsunuz. Böylelikle yatağına alışıyor, sizin yatağınızdan kopuyor. 3 yaşından sonra da çocuğun hazırbulunuşluğuna göre oda ayırma evresine geçiyorsunuz.

Ama Eymen, bizim yatakta birlikte uykuya dalıp sonra beşiğine alınmaya alışmıştı. Onun yatağında birlikte uyuma şansımız da yok. E dedik ya 60×120 cm boyutlarında beşik! Ama ben inat ettim, (güvenli ayrılacağız ya😒) o beşiğe bir süre birlikte yattık. Bildiğiniz minnacık beşiğe ikimiz yatıyor, uyuyorduk. O uyuyunca da yanından ayrılıyordum. Ama anneliğin kaderi nedir bilir misiniz? Bildiniz! Tabi ki çocukla uyuyakalmak. Sonra gecenin bir yarısı uyanınca da amanını bellerim omuzlarım. Evet böyle olunca bizim yatağa gelmekte ısrar ermiyordu ama o beşik beni mahvetti ve sonuç olarak pes ettim. Eski düzene döndük. Bizim yatakta uyuyup beşiğe alma düzeni yani. Neden bir yatak almadınız derseniz, Eymen’in odasını henüz yapmadığımızdan alacağımız yatağın ölçülerini kestiremiyordum. Odayı yapmadan yatağı alma riskine giremedim. Oda yapmak için de üç yaşı bekliyordum. İşte böyle handikaplar, çıkmazlar! Ben “Güvenli ayrılamadık,2 yaş da geçti, artık ayrılmak imkansız, mahvolduk oy anam!” diye ağıtlar yakarken eşim beni rahatlatmaya çalışıyor, zaman zaman tatlı kızmalarla “Üç yaşında da alışır odasına ne var yani, robot mu bu çocuklar?” diyordu. Ben de en sonunda saldım ve “Haklısın kocacım.” dedim. Zaman, yaşadıklarım, edindiğim deneyimler; evet çocukların robot olmadığını ve her konuya bir şekilde uyum sağladığını bana öğretti.

Neyse efendim sonra, 3 yaşına doğru oda siparişini verdik. Oda gelmeden 1 ay önce de yatağını aldık. Yatak odasına yatağını koyup 1 ay kadar güvenli ayrılmayı gerçekleştirdik. Eşime kalsa yanımızdan direkt odaya da geçerdi, ama benim takıntılı yanım illa aynı odada farklı yatakta da yatıracaktı çocuğu. Sonuç olarak bir yerlerim şişmeden 1 ay da olsa onu da uyguladık. Ve sonra aman nazarlar değmesin, hiçbir zorluk yaşamadan odasını ayırdık. İtirazsız, ağlamasız, zırlamasız. Çünkü gerçekten yepsyeni bir oda çocukları çok heyecanlandırıyor. Bunun meyvesini yedik. Şu anda 3 ay oldu. Sizler de oda ayırırken hali hazırda odası varsa minik değişiklikler yapabilirsiniz. Yeni bir dolap, yeni bir tahta, yeni bir nevresim; ne olursa!
Sonuç olarak; çok kasarak çok kasmamak gerektiğini anladım. Yani “2 yıl anneyle yatmak ne?! Anneyle o kadar yatanlar anneye bağımlı olur, sonra ayrılamaz!!” diyenlere inat ve “Anne bebeğin 2 yıl yan yana yatması lazım. Ama 2 yaşında ayrılmazsa anneye bağımlı olur, ayrılması çok zor olur!” diyenlere inat odamızı rahatça ayırdık şükür.

İki tarafın orta yolunu kendi düzenimize göre ayarladık. Sonuçta her ailenin şartları, düzeni farklı. Biraz akışına bırakmak gerekiyormuş. Biraz kendi doğrularımızı bir kenara bırakıp çocuğa uyum sağlamak gerekiyormuş. Okuduklarımız bize sadece bir yol çiziyor ama hızımızı biz ayarlıyormuşuz.

Belli bir pedagoji yöntemini benimseyebilir ama abartmamalıymışız yani. Hiçbir konuda. Yaşayarak öğrendim bunu. Siz yaşamadan öğrenin bakın ben anlatıyorum. Bazı doğrular ve yanlışlar var evet. Ama hiçbir yöntem %100 doğru ve annenin iç güdüsünden daha önemli değil. Hiçbir uygulama geri dönülmez, telafi edilmez değil. Annelik kitaplardan öğrenilmiyor evet. Kitaplar, uzmanlar bize bir yol gösteriyor. Takıldığımız yerlerde açıp bakıyoruz. Ama her adımda yaptığımız şeyin yanlışlığı konusunda paranoyaklaştıysak, cidden çocuk yetiştirme işlenceye dönüyor. En güzeli akışına, doğal seyrine bırakmak.

Bizim uyku maceramız böyleydi. Size enfes uyku eğitimi metodlarından bahsetmedim, müthiş mükemmel tüyolar vermedim. İnşallah verebildiğim tek şey şudur: Çocuğa uyku eğitimi vereceğim diye, çocuğun müthiş düzenli bir uyku düzeni olsun diye ne kendinizi ne çocuğunuzu yıpratmayın. Elbette çocuğunuz uyumluysa ve en baştan beri belli bir uyku düzeni tutturduysa ne mutlu! Ama benim gördüğüm kadarıyla bebekler çok değişken. Üç ay çok güzel uyurken bir ay tamamen huy değiştiriyor. Belli bir uyuma metodu varken, bir bakıyorsun katiyen öyle uyumuyor. O yüzden anneliğinizi yıpratmayın. İçinize ve çocuğunuza kulak verin. Cevabı buluyorsunuz

Son olarak da söylemeliyim ki ilk 2 yıl birlikte yatmaktan asla pişman değilim. Siz de sarın sarmalayın, korkmayın birlikte yatmaktan! İnanın belli bir yaşa gelince kendiliğinden kaçıp gidiyorlar yanınızdan. Hele kocaman olduklarında, istesek de yatmayacaklar belki. Bağımlı olacakmış, ayrılmayacakmış gibi o uzmana bu uzmana, komşu teyzeye, annenizin halasının torununun kaynanasına takılıp bir daha yaşayamayacağınız duyguları terk etmeyin. Ama birlikte yatmadıysanız da güvenli bağlanamadık diye üzülmeyin. Bağlanma sadece yatmakla sınırlı bir olay değil. Her şeyin bir tamamlayıcısı her şeyin bir telafisi var. Biz onların olabilecek en iyi annesiyiz inşallah! Kalp kalp kalp💛💛💛

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s