Ehliyet Var Araba Yok, Araba Var Cesaret Yok

Açıkçası nereden başlasam bilmiyorum. Kadın şoför meselesi tam bir arap saçı. (Bazı) Erkeklere  mi saydırsam, düzene mi sövsem, bilinç altımıza işlemiş kabullere mi yansam? Öncelikle şunu söyleyeyim, bu yazı kadın şoförleri yüceltmek ve erkek şoförleri yermek için yazılmamıştır. Olabildiğince (çünkü kadınım) objektif bakmaya çalışacağım. İki konuya değineceğim.

  1. Kadın şoför olmanın çileli yolları.
  2. Bana sürekli araba kullanma tecrübelerimi soran kişilere yönelik birkaç şey. Şey diyorum çünkü faydalı olur mu bilemiyorum. Biz bu şeye, sadece anılarım da diyebiliriz.

Ben ehliyeti hamileyken aldım. Evet bildiğin hamileydim. Normalde yasak. (Çaktırmayın) Ama benim karnım henüz belli olmadığından ve zaten sınavda yirmiyle falan gidildiğinden sorun olmadı.

Benim zamanımda manuel vites, otomatik vites sınavları ayrı olmadığı için manuel vites üzerinden aldım ama şimdi binsem süremem o ayrı. Çünkü bir daha asla ve kat’a kullanmadım. Kullanmaya da niyetim yok. Zira arabayı sırtımda taşımak değil, rahat rahat kullanmak istiyorum. Artistliğe de lüzum yok, hele İstanbul’da alın bir otomatik vites araç rahat edin.

Ehliyeti almadan önce yapacağınız ilk şey derslerine hiç gitmeyeceğiniz bir sürücü kursuna ciddi bir para bayılmak. Ben tabi direksiyon derslerine gittim. Eğer yanınızda siz öğrenmeye çalışırken sinir küpü olan biri varsa kesinlikle gidin kurs alın. (Bu da ülkemizin eğitim sistemi özeti). Benim eşim sinirli bir yapıya sahip değildir ama ona rağmen yanında çok geriliyordum. Hala da gerilirim bir nebze. Napıyorsunuz siz beyler?

Eşimin de emeklerini yok sayamam tabi. Kursa gitmeden önce gaz nerede, firen nerede, vites nedir falan bilmek gerekiyor. O kadar cahildim yani düşünün. Yaş 23.

Ayrıca kursa topu topu 4-5 kere gidiyorsunuz, mutlaka ek yardım almanız gerekiyor.

Yapmanız gereken ilk şey, boş bir arazi bulmak. Orada böyle çarkta habire dönen fare gibi dönüp duracaksınız. İleri geri, gaz firen, hızlı yavaş… Sonra kendinize tenha sokakların olduğu bir yer bulacaksınız. İkinci level bu. Yoğun trafik olmasa da araba geçiyor olacak tabi. Orada aynı sokaklarda her gün dön dön dön kusacaksınız, yollardan bezeceksiniz, mahallenizden bıkacaksınız. Diğer arabaları yeri gelince sinir falan da edeceksiniz. Sonuçta öğrenme aşamasındasınız. Batman gibi uçmanızı kimse bekleyemez.

Sonra işte seçtiğiniz yollarda trafik yoğunluğunu az az artıracaksınız. İstanbul’ daysanız, önce minibüs caddesi, sonra sahil yolu, en son Nirvana noktası olan E-5’e ulaşacaksınız.

Burada birçok kadının korktuğu şey ‘Tek başına çıkmak.’ İşte  zurnanın zırt dediği yer burası. Önce mesela evden markete arabayla gidin. Evet beş yüz metrelik yere gidin. Park edin. Sonra park ettiğiniz yerden çıkın, eve gelin, park edin falan… Aslında baya çetrefilli iş başlangıç için.

‘Ama korkuyorum.’ demeyin. Kendinize hep şunu söyleyin: ‘Sokak arasında 30’la giderken birine çarpma ihtimalim düşük. Ufacık dokundursam da çok bir sıkıntı değil. Allah’ın izniyle ölümcül kaza olma riski çok çok çok çok az. Hem araba kullanmayı yeni öğreniyorum. Bir iki ufaktan dokundurma hakkım saklı kalsın.’ (İnşallah olmaz tabi ama olabiliyor.)

Yani önce kısa mesafelere gide gide kendinizi alıştırın. Ama çok da kendinize güvenmeyin. Valla güvendiğiniz an başınıza bir şey geliyor, test edildi onaylandı.

Bizim olaya dönersek, tüm bu alıştırma işlerini yaparken benim karnım büyüyüp direksiyonu göremez hale gelince çalışmayı bıraktık. Bildiğiniz 1 seneye yakın ara verdim. Sonra yeni doğmuş bebek gibi bindim arabaya. Aynı heyecan, aynı korku, aynı panikli hal. Üstelik bu kez arkada 6 aylık bebek. Sil baştan tenha sokaklarda alıştırma yapmaya başladım. Sonra yine kısa mesafeler, en son E-5. E-5’e çıkmaya çok korkuyordum, hatta araba kullanmaya başladıktan bir 6 ay sonra falan ancak çıkma cesaretini kazandım. Gideceğim yer E-5’ten daha yakın olsa da sahil yolunu ya da Bağdat caddesini kullandım. Aslında sahil yoluyla E-‘5’in pek de farkı yokmuş. Ne kadar korksak da başlarda çıkıp o acemiliği yaşamaktan başka şansımız yok. Çünkü ustalaşmak için bunları yaşamamız gerekiyor. Korna çalacaklar, selektör yapacaklar, el kol sallayacaklar falan… Başlangıçta bunları yaşarken kendinizi üzmeyin. Benim gibi sürekli, ‘Ay ben yavaş mı gidiyorum? Arkamdaki sinirlenir mi ki?’ falan diye kendinizi yıpratmayın. Azami sınırın 60 olduğu yerde 20 ile gidin demiyorum ama azami sınırda iseniz bırakın hızlı giden sizi sollasın. Siz öteyi beriyi sallamayın. Kurallara uyun fakat, kurallara uyacağım diye panik yapıp trafiği felç etmeyin, kaza riski oluşturmayın. Bunlar elbet zamanla oturacak şeyler.

Özellikle refleksler! Araba kullanmanın refleks halini alması zaman istiyor. Ben de başlarda bu konudan muzdariptim. Vay arkadaş ben nasıl hem direksiyonu, hem aynaları, hem arkayı kontrol edeyim. Aynaya baksam araba kayıyor, önüme baksam etrafa bakamıyorum. Bir yandan çocuk ağlar, birşeyler ister.

Sabır ve pratikmiş işin özü. Bol bol kullanacaksın ve bunların hepsini aşacaksın. Özellikle her gün işe arabayla gitmek (ki ben bir ara her gün 50 km yol yaptığımdan bu beni bir hayli pişirdi) insana büyük katkı sağlıyor. Bir bakmışsın sağ şeritte bunalıp yapıştırmışsın arabayı sol şeride. İşe gitmeseniz de her gün ya da iki güne bir çıkın.

Özellikle İstanbul’dakiler için bu süreç tabi biraz daha zor. Ben başka şehirlerden gelen birçok usta şoförden dahi İstanbul’a geldiklerinde acemilik yaşadığını, zorlandığını duydum. Bu noktada tabi yol bilmemek de etkili. İstanbul’da yaşayanlar için bile hal böyle. Navigasyonunuz mutlaka olsun. Bir de tabi navigasyon tutacağı. Bizim hala yok. Elimle bir ona bir yola bakacağım diye bir gün kaza yapmazsam iyi. Hep birlikte alalım bence.

Haa bir de, ay kızlar araba kullanırken rica ederim vitrinlere falan bakmayın. Gümlersiniz. Dikkatinizi diri tutun. Benim en büyük sorunlarımdan biri bu dikkat sorunuydu. Dalıp gidiyordum bazen yola.Hala da oluyor nadiren.  Ama bir saniyelik hata bile ciddi kazalara sebep olabiliyor. Bir keresinde o kadar uykusuzdum ki o 50 km’lik yolu nasıl bitirdim bilmiyorum. Resmen gözlerim gidiyordu. Arabayı sağa çekmeyi bile düşündüm. 8-9 km var diye yapmadım ama bir ara bir saniye dalıp arabayı sağa kaydırdım. Resmen Allah korudu. Siz yapmayın böyle şeyler.

Park etme meselesi var bir de. Bu ayrı bir derin kuyu. Bol bol park çalışın. Ay ben başlarda direksiyonu sağa çevirince arabanın arka tekerinin sola gitmesi gerektiği konusunda o kadar ısrarcıydım ki. Neyse ki geçti, ben ikna oldum. Tüm sistemi değiştirmeye gerek kalmadı. Arkaya gitme, park etme meselesi zamanla oturacak şeyler. Tabi millet hödük gibi bakarken iyice strese girip park edeceğiniz halde park edemeyeceğiniz durumlar da olacak. Birinin anlatmasıyla olmuyor, deneyimlemeniz, deneme yanılmayla doğru açı ve manevraları bulmanız gerekiyor. Yapabilirsiniz. Herkes yapıyor.Maalesef size altın yıldızlı tüyolar veremiyorum; tecrübe, pratik, sabır.

Ve şunu unutmayın bol pratikle trafiğe çıkabilir hala geliyorsunuz ama acemiliği atmanız uzun zaman istiyor. Yani tam olup trafiğe çıkayım demek ütopik. Her geçen gün yeni bir hatanızı düzeltiyorsunuz. 26 yaşıma geldim. 3 yıl oldu ehliyet alalı. Her gün araba kullanıyorum ama hala daha içimde ufak bir tedirginlik var yolda. Bence olması da lazım. O hafif kaygı dikkati diri tutuyor.

Neyse uzattım epeyce. Kullanın efenim, kırın korkunuzu kullanın. Araba evin önünde yatarken, çolukla çocukla otobüse metroya binme çilesini bilirim. Öğrenin kullanın.

Çok elle tutulur faydalı bilgiler vermedim ama öyle anısal bir çalışma oldu işte. İçimi döktüm, harf israfı yaptım falan bitti gitti. Ama inşallah kadın yoldaşlarıma cesaret verebilmişimdir.

Tabi bunları yazdım diye beni usta şoför sanmayın. Acemi de değilim ama arasında bir şeyim işte.

Bu arada bunca yazı sadece bir maddenin açılımıydı. Daha alengirli alevli bir madde olacak olan ‘Kadın şoför- erkek şoför’ olayını bir sonraki yazıya bırakıyorum. Hadi rastgele.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s