Bu İnstagram Anneleri Mükemmel Galiba!

Bu İnstagram Anneleri Mükemmel Galiba!

Merhaba! Ben bir instagram mükemmel annesi olarak siz bilgisiz annelere nasihat etmeye geldim. ‘Hadi oradan!’ dediğinizi duyar gibiyim. Bence de öyle… Öyleyse gelin biraz sosyal medyada görüp mükemmel olduğunu düşündüğümüz -hiçbiri böyle bir iddiada bulunmasa da- anne ve bebeklere bir de farklı gözle bakalım.

‘Algıda seçicilik’ diye bir şey var bildiğimiz gibi. Üniversitedeyken kitapçılar dikkatini çeker, evlenme hazırlıkları yaparken her gün geçtiğin caddedeki gelinlikçiyi fark edersin, çeyiz satan yerleri gözüne kestirirsin bir bir. Sadece gerçek hayatta değil tabi, sanal alemde de bu böyledir. Takip ettiğin sayfalar dönem dönem değişir. Evlendikten sonra gelinlikçileri takibi bırakırsın; yemek tarifi veren, ev dekorasyonuyla ilgili hesapları falan takip edersin. Sonra sıra gelir bebeğe…

Bende de böyle oldu. Bebek beklediğimizi öğrenince annelerin, pedagogların sayfaları dikkatimi çekmeye başladı. Bebeğim doğdu sonra, büyüyordu yavaş yavaş. Onu nasıl yetiştirmeliyim, neler yapmalıyım, gelişimine yönelik ne tip etkinlikler düzenlemeliyim diye annelerin sayfalarını incelemeye başladım. Bu annelerin içinde binlerce takipçisi olanlar da, yüzlerce takipçisi olanlar da vardı. Benim için önemli olan hayatıma, bebeğime katkısıydı. İnceledikçe moralim bozuluyordu. Bu anneler ve bebekleri mükemmeldi sanırım! 24 saatlerini bebekleriyle harcıyorlar, sürekli etkinlik yapıyorlar, mükemmel doğum günü partileri hazırlıyorlar, pahalı kıyafetler giydiriyorlardı. Galiba hiç iş yapmıyorlardı. Ev temizlemiyor, yemek yapmıyor, dinlenmiyor, kendileri için hiçbir şey yapmıyorlardı. Hayatları sadece bebekleriydi. Bebekleri ise çok zeki, tüm aktiviteleri hevesle yapan, mükemmel bebeklerdi. Sonra bir gün bu annelerden biriyle karşılaştım. 1-1,5 yaşlarındaki bebeği bağıra bağıra ağlıyordu. Annesi bir süre dil döktü, bebek anlamayınca da kaptığı gibi ağlamasına aldırmadan oradan uzaklaştı. Ama hiç böyle videoları yoktu. Hep gülüyor, türlü türlü etkinlikler yapıp etrafa neşe saçıyordu. O zaman anladım ki, hiçbir şey göründüğü gibi, daha doğrusu bize gösterildiği gibi değil. Biz nasılsak, tüm anneler de öyle; ama biz sadece gördüğümüz kadarını biliyor ve ona göre düşünüyoruz.

Sonra bir de şu vardı: Ben 24 saatimin hepsini bebeğime mi vermeliydim? Bebeğimi her anne gibi çok seviyordum. Ama bazen sessiz bir ortamda kitap okumaya, boş boş uzanmaya, sakince kahve içmeye ihtiyaç duyuyordum. Ama internette öyle anneler vardı ki… Her gün bir sürü etkinlik paylaşıyorlardı.  Oyunlar, eğlenceler, aktiviteler… Bir insan günde 7-8 etkinlik nasıl yapabilirdi? Hazırlaması, uygulaması, toplaması… Şu an görüyorum ki, bu biraz da yarışa dönmüş durumda; -herkesi genellemiyorum- sırf paylaşım yapmış olmak ya da takipçi kazanmak için.

Kendine zaman ayırma meselesine gelince; okudum, araştırdım, vicdanıma sordum ve şu kanaate vardım; anneler robot değildir! Anne olunca doğa üstü güçlere sahip olmuyoruz, yoruluyoruz, bazen yalnız kalmak istiyoruz her insan gibi. İnsan hep koşturmalı, yorulmalı, hiçbir şeyi yetiştiremediği bir hayat yaşayınca (anneler çok iyi bilir) enerjisi, olumlu ruh hali tam tersine dönüyor. Oysa biraz kendini dinleyip, kendine zaman ayırdığında (bu kitap okumak olur, bir şeyler boyamak olur, yazmak, resim yapmak olur…) bütün stresini boşaltıyor ve hem eşine, hem çocuklarına karşı daha toleranslı, daha pozitif oluyor. Bebeğimiz uyanıkken zaten onunla vakit geçiriyoruz, uyuyunca da işler bizi bekliyor değil mi? Bebeğimizden değil, işlerimizden feragat edelim öyleyse. Yapa yapa biten bir iş gördünüz mü? Ev işi biter mi sizce? İşte böyle koştur koştur tükeniyoruz akşama kadar, agresifleşiyoruz; çocuğumuzdan ya da eşimizden çıkarıyoruz hıncımızı. Çocuk olan bir ev pırıl pırıl ve düzenli olmaz, olamaz. Bu isteğimizden vazgeçelim önce. Ben misafirleri salonda onlarca oyuncakla karşılıyorum. Gocunmuyorum bundan. Olması gereken bu. Misafir için evladımın özgürlüğünü kısıtlamam, hata etmiş olurum. Öyleyse bazen kenara koyalım işleri, yüzüne bakmayalım. Çocuk uyurken de yarım saati kendimize ayırmanın huzurunu yaşayarak görelim. Bu çocuğunu sevmemek değil, hem çocuğunu hem kendini sevmek. Örneğin mesleğimizi çok sevsek de arada tatile çıkıp dinlenince, o ortamdan uzaklaşınca, döndüğümüzde işimizi daha aşkla şevkle yapmaz mıyız? Bu da onun gibi… Kendimize zaman ayırmalı ve ruhumuzu dinlendirmeliyiz. Çünkü insan sessizliği bile özlüyor. Çocuklarımız için fedakarlık yapalım, yapmalıyız da; ama kendimizi parçalamayalım diyorum. Bu bizi yorar, agresifleştirir. Çocuğumuzun pozitif ve tek parça  bir anneye ihtiyacı var 🙂 Ama bu çevre tarafından hoş karşılanmıyor ve üzerimizde öyle bir baskı oluşturuyor ki… Hele hele annelik küçümsendiğinde. ‘Akşama kadar ne yapıyorsun ki sen?’ gibi tavırlarla karşılaştığımızda… Annenin halinden anneler anlar, bir de ‘Cennet anaların ayakları altındadır.’ diyen Yaradan.

Konumuza dönersek; böyle böyle giderken ben de bir hesap açmaya karar verdim. Etkinliklerimi, düşüncelerimi, araştırmalarımı paylaştığım; bir kişi de olsa on kişi de olsa birilerine yararlı olabileceğim bir hesap… Yavaş yavaş paylaşmaya başladım. Hatta bu hesap benim kişisel hesabıma dönüştü, eski kişisel hesabımı açmaz oldum. Annelerden aldığım olumlu dönütler beni daha şevklendiriyor ve mutlu oluyordum.

Özelden de çok fazla mesaj almaya başladım, derdini anlatan yardım isteyen insanlar oldu. Uzman olmadığımı vurgulaya vurgulaya elimden geleni yapmaya çalıştım. Durumu ciddi olanlara uzmana gitmesini tavsiye ettim. Bunun yanında şu tür şeyler de söylediler: ‘Bim’den aldım, A101’den aldım diye oyuncaklar kitaplar paylaşıyorsunuz. Bundan hiç gocunmuyorsunuz, tebrik ederim.’ Niye gocunayım kuzum? Hiçbirimiz sarayda sultan olarak doğmadık, yalılarda sabah portakal suyumuzu yarım bırakıp holdingimize gitmiyoruz neyin kompleksini yaşıyoruz, neyin havasını atıyoruz? Lütfen gösteriş sevdasına kapılıp, özümüzden ,benliğimizden, değerlerimizden kopmayalım. Bu sosyal medya bizi buna itse de… Benim için önemli olan aldığım şeyin parası değil, bebeğime, gelişimine katkısı. Nereden olduğu önemli değil. Derken eskiden benim düşündüğüm gibi düşünen anneler yazmaya başladı! ”Çocuğunuzla çok güzel ilgileniyorsunuz.”, ”Gün boyu etkinlik mi yapıyorsunuz, ben yapamıyorum?”, ”Size hayranım.”, ”Sizin çocuğunuzla aynı aydalar ama benimki hala şekilleri öğrenemedi!” gibi mesajlar beni havalara uçurmuyor,  rahatsız ediyordu. Ben böyle biri değildim ki! Neden beni olmadığım biri gibi görüyorlardı? Bir gün ”Sizin bebeğinizle nasıl ilgilendiğinizi gördükçe kendimden nefret ediyorum, keşke zamanı geri alabilsem.” diye bir mesaj aldım. Yerin dibine girdim. Ona göre çocuğuyla mükemmel ilgilenen bir anne, kendime göre bir annenin kendinden nefret etmesine sebep olan bir aciz!

O yüzden bu yazıyı kaleme almaya karar verdim. Ben başkaları hakkında böyle düşünürken, kendimi suçlu hissedip yetersiz bir anne gibi görürken şimdi başkaları benim yüzümden aynı şeyleri hissediyordu. Üstelik ben mükemmel bir anne değildim ki, herkes gibi! Kendini o annelerden kat kat daha yetersiz gören biriydim. Keşke iş yapılan iki etkinlikle bitseydi. Hiçbir şey göründüğü gibi değil hanımlar! Bu sosyal medya denen yerde herkes  bir filmin reklam kısmını paylaşıyor. Etkinlikler, mutluluklar, şarkılar, oyunlar, kahkaha dolu fotoğraflar… Filmin geri kalanını görmüyorsunuz. Bu herkes için geçerli. Kimin profiline girerseniz girin sanki herkes bir masal şehrinde yaşıyor. Hayır! Herkes seninle aynı. Oğlumun ağlama krizlerini, benim zaman zaman sinirlenip olumsuz bir kelime söylememek için kendimi nasıl sıktığımı, gece uykusuz kaldığımda nasıl agresifleştiğimi, yemek yaparken bacaklarıma sarılan Eymen’i görmüyorsunuz.

Peki gün boyu sadece kendimi bebeğime mi veriyorum? Bunu yapan varsa gelsin onun alnından öpeyim. Etkinlik dediğiniz şey maksimum 20 dakika. Kaldı mı size 23 saat 40 dakika? Dikkat süreleri bu kadar çünkü, bir bebek daha fazla oturmaz. Her etkinliği güle oynaya mı yaptığımızı sanıyorsunuz? Bazılarının yüzüne bile bakmıyor, bazen özene bezene hazırladığım aktiviteyi yerle bir ediyor.

Eymen uyanıkken benim oturmam mümkün değil, çünkü oturmamı asla istemiyor. O yüzden uyanık olduğu esnada ya oyun oynuyor ya da iş yapıyoruz. Yaptığım işe onu da dahil ediyorum. Uyanıkken 5 saat boyunca onunla oyun oynadığımı sanan anneler var. Etrafınıza bakın böyle bir anne olabilir mi? Birlikte ütü de yapıyoruz, yemek de yapıyoruz, çamaşır da atıyoruz, evi de süpürüyoruz. Ara ara da 10-15 dakika oyun oynuyoruz hepsi bu. Ayrıca benim bu etkinlikleri paylaşma amacım hava atmak değil, yapmak isteyen annelere yardımcı olmak. Çünkü ben de çok acemi bir anneydim ve birilerinin rehberliğine ihtiyaç duyuyor, ne yapacağımı bilmiyordum. Şimdi aynı şeyi ben yapmaya çalışıyorum. Her annenin etkinlik yapacak zamanı olmayabilir. Evet bu çocuğun gelişimine katkı sağlar ama olmaması büyük bir kayıp değildir. Etkinlik yapmaya çalışıp, yapamayıp, sonra kendimizi yıprattığımızla kalmayalım lütfen. Eskiden etkinlik mi vardı? Hepimiz sokaklarda büyümedik mi? Buradan çocuğu sokağa salalım, sonra da saldım çayıra Mevlam gayıra durumu çıkmasın tabi. Oturup onunla araba, evcilik oynamak; anlattığını ona dönüp işimizi bırakıp dinlemek, yaptığı bir resime dahi değer vermek, öpüp koklamak, sevdiğimizi söylemek… İşte mesele bu.

Bir de kimsenin çocuğuyla kendimizinkini karşılaştırmayalım. Çocuklar büyükler gibi değildir. Gelişim alanları çok farklı. Benim oğlum şekilleri 1,5 yaşında öğrenir; seninki 2, senin oğlun 1 yaşında yürür benimki 1,5. Örneğin 3 yaşında konuşan bir çocuk kendinden önce konuşanlardan çok daha iyi bir hitabete sahip olabilir. Yani kritik dönemler atlanmadığı takdirde, önemli olan ne zaman olduğu değil. Zamana bırakın, çevreye aldırmayın, başka çocuklara aldırmayın, hele hele internette gördüğünüz ve arka planını bilmediğiniz yaşantılara….

Biri engelli 4 çocuğa bakan bir anne bana bakıp kendinden nefret etmemeli, ben kendime acımalıyım. O annenin yaptığı fedakarlık ve hayatını onlara adaması; benimse kendime vakit ayırmak için zaman oluşturmaya çalışmam karşısında yerin dibine girmeliyim. Velhasıl demek istediğim; gerçek hayat bizim instagramda gördüğümüz kadar mükemmel değil. İnsanlar burada çocuklarının kötü zamanlarının, kendilerinin üzücü anlarını paylaşmıyor, biz de sanıyoruz ki hepsi mükemmel. Hayır! Eğer çocuğunuzu umursayıp onunla bir şeyler yapmaya çalışıyorsanız, çaba harcıyorsanız bilin ki; siz nasılsanız, herkes öyle…

Reklam

Bu İnstagram Anneleri Mükemmel Galiba!” üzerine 2 yorum

  1. Ben de aynı bu şekilde düşünüp kendimi üzerken, sonrasında bıraktım, içimden ne geliyorsa onu yaptım, oğluma ayak uydurdum. Çok daha keyifli zaman geçirmeye başladık. Yazınızda gayet sade ve akıcı bir şekilde yer vermişsiniz anlatmak istediğinize, kaleminize sağlık:)

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s