Amma Cinsmiş Bu Dergi!

image

Yine bir gün twitter’dayım. Baktım bir Cins Dergidir gidiyor. Üstelik daha yayımlanmamış bile, ertesi gün tüm bayiilerde olacakmış. ‘Neymiş bu?’ dedim, ‘Kimler yazıyormuş?’. Bir de ne göreyim? Sevdiğimiz, saydığımız ne kadar yazar varsa derginin göbeğine oturmuş. İbrahim Tenekeci’den, İsmail Kılıçarslana; Tarık Tufan’dan Bekir Develi’ye daha kimler kimler var. ‘Hemen almalı.’ dedim içimden.

image

İki gün sonra ismini vermek istemediğim bir markette altta dergilerin olduğu yerde kapaktaki cins abimizin kafasını gördüm ve 1,5 yaşındaki oğluma: ”Sonunda bulduk oğlum yaa!” diye sesleniverdim. Herkes bana baktı tabii. N’apsaydım kuzum bozuntuya mı verseydim? Vermedim tabii. Gülerek kasaya yöneldim.

image

1,5 yaşındaki oğlum demişken, elbette o veletten dolayı taksit taksit okuyabildim dergiyi. Daha giriş yazısından kırıp geçirmişler cümle alemi. ”Korkmayın. Şaka şaka. korkun.” diye başlanır mı dergiye? Valla başlamışlar. ”Senelerdir kendinizi sahibi, bekçisi, ustası, atası saydığınız alanlarda rahatça at koşturduğunuz yeter. Kültürü, sanatı, edebiyatı, sokağı, sosyolojiyi biz biliriz tafralarınızın yıldızlarını dökmeye geldik. Sadece belirli bir çevrenin adamı, sadece birilerinin dostu diye senelerdir aynı kötü şairleri, aynı berbat öykücüleri, aynı beter yazarları bize bilmem nerelerinde boncuk varmış diye pazarlamaya çalıştınız. Bizse tam da şimdi size, tam da anladığınız dilden ‘Artık yeter! Sizin putlarınız bizim ayaklarımızın altındadır.’ demeye geldik. Ve sevgili okur, sen. Senin için çıktı bu dergi. ‘Bizimkiler böyle şeyler yapamıyor yaaa’ diye mızmızlanmaman için çıktı. Hadi hayırlısı…” demişler özetle. Okuyunca ‘Ooow çok sert!’ demediniz mi siz de? Okudukça böyle içimde kelebekler uçuştu. Şaka şaka… Ama heyecanlanmadım desem yalan olur. Kimi yazıda içimde bir coşku, kimisinde burukluk oldu. Dosya konusu olarak ‘Kültürel İktidar’ ı seçmişler ilk sayıda. Vurmuşlar, kırmışlar, yeniden yapmışlar. İşte o dosya yazılarında coştum ben! Tenekeci’nin mağara yolculuğunda korku filmi izliyor hissine kapıldım. Mağaranın içinde boyunun ne kadar olduğunu dahi bilmedikleri bir sudan, ağaçlarla köprü yaparak geçince: ‘Aha! Kesin köprü yıkılacak dönüşte geçemeyecekler.’ dedim. Çok film izlemişim. Yazıyı dedem yazmıştı çünkü. Yusuf Armağan ve Tarık Tufan’ın Nepal yolculuğunu okuyunca içim burkuldu: ‘Ulan niye yaşıyoruz biz be!’ dedim. Sonra eşime ‘Kalk!’ dedim. ‘Nepal’e gidiyoruz!’ Bir Afrika yolculuğu okurken sonundaki ‘Devamı gelecek’ notuna ‘Hayır ya!’ diye yanıt verdim. Üçüncü sınıf dizi oyuncularının sırf toplumun istediklerini söyledikleri için bize kanaat önderi diye yutturulmaya çalışılmasına dişlerimi sıktım. Bekir Develi’nin yazısında memleketim Dinar’ı görmek gülümsetti. İstanbul’un kasıtlı olarak imâr ve âbad noktasında ihmal edildiğini anlatan yazıyı okuyunca oturdum İstanbul için ağladım. Yirmi maddede Suriye’nin anlatıldığı yazıda insanlığımdan utandım. Şikayet ettiğim her günden, umursamadığım her günden, saçma şeylere ağladığım her günden… Ölen 215 bin insan; 18 bin 437’si çocuk, 18 bin 627’si kadın, 178 bini sivil… Helikopterden atılan bombalar, kimyasal silahlar, varil bombaları, işkenceler… Hayallerimde dahi canlandıramadığım yaşanmışlıklar…

image

Ve şehitler… Dergi sayfasına konan fotoğraflar ve başlık: Fotoğraftır, Geçilmez. Nasıl geçilirdi ki? Acı damlıyordu bu fotoğraftan. Biri beline, ikisi bacaklarına sarılmış çocuklar ve bir adam! Arkasında ay yıldızlı bir tablo, yüzünde dünyayı alt üst edebilecek kocaman bir gülümseme. İşte bu mutlu fotoğraf ağlattı be! Bir fotoğraf nasıl hem mutluluk hem acı kokar anladım. İzmir’de tokat yiyen Suriyeli çocuğun gözü yaşlı görüntüsü içimi parçaladı. Sonra İngiltere’ye gittim. Kraliyetin değil de başbakanlığın sembolik olduğunu öğrendiğimde Avrupa demokrasisini çöpe attım. İngiltere kraliyet terörizmini ve bize ekranlarda gösterilen şirin kraliyet ailesi fıkrasını okuyunca istifra ettim.
Velhasıl dergide gündeme dair güzel analizler, okunası tespitler, mizah, yakın tarihe dair bilgiler var. Paçalarından kalite akıyor. Edebiyat mı? Her zaman! Öyleyse okuyunuz. Elinize bir kalem almayı unutmadan…

Reklam

Amma Cinsmiş Bu Dergi!” üzerine 2 yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s