Teröre Dair Bir İç Döküş

(Siyasi analiz değil, bir vatandaşın iç döküşüdür.)

Acı günler yaşıyoruz, hem de çok acı… Bir annenin yüreği en fazla ne kadar yanabilir? Bir çocuk nasıl yetim bırakılır yaşayarak görüyoruz. Pardon! Biz görüyoruz, onlar yaşıyor. Yarın bizim de yaşamayacağımızın garantisi yok.

Teröre destek verenlerin olayları zerre kadar üzerine almadığı bir ülkede, millet birbirine çamur atma peşinde şimdi de. Birileri birbirine ‘Bunlar senin oy verdiğin parti yüzünden!’ gibi suçlamalarda bulunma derdinde, birileri hala bir takım medyada malum parti başkanını ‘Annesine gözleme yaparken yardım ediyor, Saz çalıyor, Eşine mutfakta yardım ediyor.’ vs gibi barış güvercini gösterme ve yapılan onca şeye terör dememekte ısrar etme derdinde. Birilerinin parti nefreti pkk nefretini geçmiş durumda, aydın geçinen birileri de alenen pkk yandaşlığı yapan bir partiyi destekleme ve ondan medet umma derdinde. Bir de her paylaşımda birilerine laf sokma, her cümlede alakasız birilerine kin kusma görmek bizlere acının samimiyetini sorgulatıyor. Nefretin, kinin; acının ve hüznün önüne geçtiğini hatırlatıyor.
Ne tarafa bakarsak bakalım, her yer sis. Her yer çıkarcılık deniziyle dolup taşmış. Ne kadar bağırırsak bağıralım hiçbirimiz, daha ölümün ne olduğunu tam olarak kavrayamamış, babasının tabutunun başında ağlayan o miniğe anlatamayacak babasının neden şehit olduğunu. Seçim diyecek birileri, terör diyecek, ülke diyecek, vatan diyecek. Hiçbirini anlamayacak ve size dönüp diyecek ki: ‘Babam gelince boynuna sarılıyordum. Beni havaya atıp tutuyordu çünkü çok güçlüydü o. Bazen tren oluyordu, ben de üzerine binip geziyordum.’ Gazetelerin baş sayfasında hiçbir şeyden haberi olmayan yedi aylık bebeğe anlatamayacağız büyüdüğünde babasının nerede olduğunu. Fotoğraflardan görerek tanımaya çalışacak. Ve o hamile eşe hiçbir şeyi anlatamayacağız. Doğum odasına gözü yaşlı girecek, kapının dışında onu bekleyen heyecanlı eşi olmayacak. ‘Babasına benziyor.’ dendiğinde hançer saplanacak kalbine. Hiçbir siyasi kavganız beş para etmeyecek bu kalbin karşısında. Peki o ana? Her gece yirmi kere kalktığı, hayatından fedakarlık yapıp büyüttüğü, her şeyini kenara bırakıp düşündüğü, eline iğne batmasına kıyamadığı evladının acısını nasıl unutturacağız?
Unutturamayacağız, ancak unutacağız huyumuz kurusun! Biz ‘Vatan sağolsun’ diyeceğiz ve en fazla bir hafta sonra unutacağız olanları. Vatan sağolsun elbet! Ama neden sağ olmasın evlatlar? Ve sorgulayalım gerçekten sadece vatan için mi şehit oldular? Yoksa birilerinin üç kuruşluk hesapları için mi? Hayır! Öyleyse ‘Vatan sağolsun.’ deyip sıyrılmamalı kimse işin içinden.
Söylenecek çok söz var ancak düğüm olup oturuyor boğazlara. Çıkıp yüreklice çarpışmayı dahi göze alamayan, ambulans çağırıp görevliyi kaçıran, polis çağırıp şehit eden, askere uykusunda kurşun sıkan bu sinsi korkaklara Allah daha fazla fırsat vermesin ve kendi pisliklerinde boğulsunlar inşallah.Destekleyenlere de, ölümden, öldürmekten medet umanlara da Allah akıl fikir hidayet versin. Pkk’nın arkasındaki güçleri, bunların bitirilmesinin çok zor olduğunu hepimiz adımız gibi bilsek de, bu düğümü ancak Kürt ve Türk halkı paylaştıkları vatan için el ele verip pkk’ya karşı dimdik durarak çözebilir.
Son bir konuya daha değinmek istiyorum. Ülkemizde ne acıdır ki ‘sanal üzüntü’ diye bir şey çıktı. Bundan kastettiğim şudur; herkes internet üzerinden, çeşitli sosyal hesapları üzerinden tepkisini dile getirebilir. Yeri geldiğinde dile getirmelidir de. Kimsenin bu olanları içine atmadığını görmelidir birileri. Ancak birileri çıkmış paylaşım yapmayanlardan hesap soruyor. Onların üzülmediğini iddia etme cüretinde bulunuyor. Vatanseverlik klavye başında olmuyor gençler! Vatanseverliğin ölçüsü paylaştığın fotoğraf miktarı değil. Tek bir paylaşım yapmamış insanın içi senden daha çok kanıyor olabilir. Dua dua gözyaşı içinde Rabbe yalvarıyor olabilir. Zira iş sadece paylaşım yapmakla bitmiyor. Paylaşımını yapıp, bir saat sonra gülüp eğlenmekle vatansever olunmuyor sadece. Gazetede Türk bayrağına sarılı babasız kalmış yedi aylık bebeği görmek beni ağlattı. Ancak bir saat sonra kahvaltıda çayımı içiyordum. Hatırladığımda utandım kendimden. O yüzden lütfen herkes kendine baksın. Kaçımız tatilini iptal etti bu olaylardan sonra? Kaçımız şehit ailelerinden birini bulup maddi ve manevi yardım etmeye çalıştı? Kaçımız şehit yakınlarının en azından sosyal hesaplarından ulaşmaya çalışıp halini hatrını sordu, yanında olduğunu söyledi? İşte söyledim ya, ‘sadece’ klavye delikanlılığı yaparak vatansever olunmuyor. Herkes kendisini bilir, kimse kimsenin vatanseverliğini sorgulama haddini kendinde bulmasın.

Allah sonumuzu hayretsin. Sürçü lisan ettiysek affola.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s